Bir varmış, bir yokmuş. Gökyüzünün engin maviliğinde, oyun oynamayı çok seven küçük bir yıldız yaşarmış. Bulutlarla saklambaç oynar, rüzgârın şarkılarına eşlik edermiş. Gökyüzündeki bütün oyunlara katılmak, her eğlencede bulunmak istermiş.
Bir sabah, öteki yıldızlar uykuya hazırlanırken rüzgâr bulutları yan yana dizmiş. Birlikte türlü şekillere gireceklermiş. Küçük yıldız kocaman esnemiş ama yatağına gitmemiş. “Şu oyunu da oynayayım, sonra uyurum.” demiş. Oysa az önce biten saklambacın ardından da aynı şeyi söylemiş.
Bulutlardan biri uzun kulaklı bir tavşana, diğeri kocaman bir yelkenliye dönüşmüş. Küçük yıldız şekilleri tahmin etmeye çalışmış. Fakat göz kapakları ağırlaşıyor, düşünceleri birbirine karışıyormuş. Yelkenliye “Havuç!” deyivermiş. Sonra şaşırıp gözlerini ovuşturmuş. Daha cevabı düzeltemeden uzaktan gelen bir şarkıya kulak kabartmış.

Şarkıya yetişmek için acele etmiş ama bu kez de sözleri karıştırmış. Küçük yıldız sessizce bir bulutun yanına oturmuş. “Bütün oyunlara katılıyorum ama hiçbirinin tadını çıkaramıyorum.” demiş. Bulut ona biraz yer açmış. “Gözlerin kapanıyor. Yorulmuş olabilir misin?” diye sormuş.
Küçük yıldız başını sallamış. “Ama ben uyurken çok güzel bir oyun başlarsa?” demiş. Bulut bir süre düşünmüş. “O oyunu kaçırabilirsin.” diye cevap vermiş. “Ben de bazen yağmur taşırken oyunları kaçırıyorum. Sonra arkadaşlarımla başka oyunlar buluyoruz.” Küçük yıldız, bulutun sözlerini düşünürken bir kez daha esnemiş.
Bir süre uzaktaki oyun seslerini dinlemiş. Sonra buluta dönmüş. “Uyandığımda birlikte saklambaç oynayalım mı?” diye sormuş. Bulut sevinçle kabul etmiş. Küçük yıldız göğün sessiz bir köşesindeki yatağına gitmiş. Yumuşacık yorganını üzerine çekmiş. Aklında hâlâ oyunlar varmış ama başını yastığa koyunca ne kadar yorulduğunu anlamış. Az sonra mışıl mışıl uyumuş.

Akşam uyandığında gerinmiş, arkadaşlarının yanına gitmiş. Saklambaçta bulutun dışarıda kalan incecik ucunu fark etmiş. “Seni buldum!” diye seslenmiş. Ardından rüzgârın şarkısını dinlemiş, bu kez sözleri kolayca hatırlamış. Uzakta başka gülüşmeler yükselince dönüp bakmış, sonra şarkısını tamamlamış. Söylemesi de dinlemesi de ne kadar keyifliymiş!
Sabaha karşı yeniden uykusu gelmiş. Rüzgâr tam yeni bir oyun anlatıyormuş. Küçük yıldız merakla dinlemiş, ardından “Ben şimdi uyuyacağım. Uyanınca bana da öğretir misiniz?” demiş. Arkadaşlarına el sallayıp yatağına sokulmuş. Gözlerini kapatırken gülümsemiş. Gökyüzünde daha oynanacak nice oyun, yastığında ise görülecek güzel düşler varmış.





