Bir varmış, bir yokmuş. Çam ağaçlarının arasındaki küçük bir evde meraklı bir köpek yaşarmış. Yağmuru sever, rüzgârı dinler, sonbaharda yaprakların peşinden koşarmış. Fakat daha önce hiç kar görmemiş. Bir sabah uyandığında pencerenin önüne gitmiş ve şaşkınlıkla durmuş. Bahçe, gece boyunca bembeyaz olmuş!
“Anne, bahçeye kim un döktü?” diye seslenmiş. Annesi yanına gelip dışarıya bakmış. “Bu un değil, kar.” demiş. Küçük köpek burnunu cama yaklaştırmış. Beyaz taneler gökyüzünden süzülüyor, dalların üstüne sessizce konuyormuş. “Peki, neden yağmur gibi tıp tıp ses çıkarmıyor?” diye sormuş. Annesi gülümsemiş. “Dışarı çıkıp birlikte dinleyelim mi?” demiş.
Küçük köpek hemen kapıya koşmuş. Annesi önce paltosunu, atkısını, eldivenlerini ve botlarını getirmiş. Birlikte giyinmişler. Kapı açılınca içeri serin bir hava dolmuş. Küçük köpek eşiğin önünde durup bahçeye bakmış. Dün yeşil olan çalılar şimdi beyaz şapkalar takmış gibi görünüyormuş. Bildiği bahçe, sanki yeni bir yere dönüşmüş.
İlk adımını dikkatle atmış. Botunun altında hafif bir çıtırtı duyulmuş. Küçük köpek ikinci adımda durup dinlemiş. “Kar konuşuyor!” demiş. Annesi eğilmiş. “Üzerine basınca böyle bir ses duyabiliyoruz.” diye anlatmış. Küçük köpek birkaç yavaş adım daha atmış. Sonra arkasına dönmüş. Beyaz örtünün üzerinde küçük küçük izler sıralanıyormuş.
Tam o sırada tavşan, çalının yanından çıkmış. “Günaydın! İzlerini takip ederek seni buldum.” demiş. Küçük köpek kendi botlarına, ardından tavşanın ayaklarına bakmış. İzleri birbirine benzemiyormuş. İkisi yan yana yürüyüp arkalarında bıraktıkları şekilleri incelemişler. Küçük köpek gülmüş. “Bahçeye resim çiziyoruz ama kalemimiz yok!” demiş. Tavşan da karda yeni bir iz bırakmış.

Bir kar tanesi küçük köpeğin eldivenine konmuş. Küçük köpek elini kaldırıp yakından bakmış. Tanenin minicik kolları varmış. “Bu, gökten düşen bir yıldız!” diye fısıldamış. Annesi yanına yaklaşmış. “Yıldıza benziyor, değil mi? Kar, küçücük buz kristallerinden oluşur.” demiş. Küçük köpek elini kıpırdatmadan beklemiş. Başka taneler de eldiveninin üzerine konmuş.
Karın neye benzediğini merak edip eldivenli patisini yavaşça yere bastırmış. Üstteki kar hafifçe çökmüş. Tavşan biraz karı bir araya toplamış. Küçük köpek de yardım etmiş. Birlikte minicik bir kardan köpek yapmışlar. Kulakları için iki kuru yaprak, burnu için bir çam kozalağı bulmuşlar. Yapraklardan biri yana kayınca kardan köpek pek şaşkın görünmüş.
Küçük köpek onun karşısına geçip aynı şaşkın yüzü yapmış. Tavşan gülmekten kulaklarını sallamış. Annesi de gülümsemiş. Biraz sonra küçük köpek karı evde annesiyle incelemek istediğini söylemiş. Annesi mutfaktan küçük bir kap getirmiş. İçine azıcık temiz kar koymuşlar. Tavşana el sallayıp eve dönmüşler. Kapıdan girerken botlarındaki karı silkelemişler.

Paltolarını çıkarıp kabı masaya bırakmışlar. Küçük köpek pencerenin önünde kardan köpeğine bakarken annesi sıcak çorba hazırlamış. Bir süre sonra masaya dönmüş. Kapta artık beyaz kar yerine su varmış. “Karımız nereye gitti?” diye sormuş. Annesi kabı göstermiş. “Evin içinde ısındı ve eriyip suya dönüştü.” demiş. Küçük köpek kabı dikkatle incelemiş.

Akşam bahçeye son kez pencereden bakmış. İzleri yeni yağan karla hafifçe örtülmüş, kardan köpeğin başında beyaz bir şapka oluşmuş. Küçük köpek yatağına girince annesine keşiflerini anlatmış: Karın sesi varmış, üstünde izler kalıyormuş ve sıcak yerde suya dönüşüyormuş. “Yarın başka neler bulacağım?” diye mırıldanmış. Bu düşünceyle gözlerini kapatmış; rüyasında sessizce yağan yıldızların arasında yürümüş.
Gökten üç elma düşmüş: Biri ilk karını sevinçle karşılayan küçük köpeğe, biri meraklı sorulara kulak verenlere, biri de bu masalı dinleyen çocuklara.





