Bir varmış, bir yokmuş. Çam ağaçlarının arasındaki küçük bir evde minik bir tilki yaşarmış. Gündüzleri bahçede koşturur, akşamları tahta oyuncaklarıyla türlü oyunlar kurarmış. En sevdiği oyun, renkli küpleri yan yana dizip uzun tren yolları yapmakmış. Oyuncak treni bazen bir dağın çevresinden dolanır, bazen minderlerin arasındaki tünelden geçermiş.
Bir akşam minik tilki, trenine yeni bir yol hazırlıyormuş. Sarı küplerden bir istasyon yapmış, mavi küpleri de köprü olarak dizmiş. Tam son vagonu köprüden geçirecekken annesi kapıda belirmiş. “Yatma hazırlıklarına başlama zamanı geldi.” demiş. Minik tilki treni iki patisiyle tutmuş. “Ama daha yolculuğum bitmedi! Biraz daha oynayacağım!” diye karşılık vermiş.
Annesi yanına çömelmiş. “Trenin nereye gidiyor?” diye sormuş. Minik tilki, pencerenin önündeki minderi göstermiş. “Orası son istasyon. Ama yolunu daha yapmadım.” demiş. Sonra küplerine bakıp eklemiş. “Hepsini toplarsam yarın nasıl yaptığımı unuturum.” Annesi küçük istasyonu incelemiş. Minik tilkinin oyunu yarım bırakmak istemediğini şimdi daha iyi anlıyormuş.

“Yolunu duvarın yanındaki oyun tahtasında saklayabiliriz.” demiş annesi. Birlikte küpleri geniş tahtanın üzerine taşımışlar. Geçiş yolunda kalan oyuncakları da sepete koymuşlar. Minik tilki trenini sarı istasyona çekmiş ama hâlâ yatmak istemiyormuş. Son vagonu düzeltirken “Keşke yatağa giderken de oyun oynayabilsem.” diye mırıldanmış. Annesinin yüzünde küçük bir gülümseme belirmiş.
“Belki bu akşam başka bir tren yolculuğuna çıkabiliriz.” demiş annesi. Minik tilki merakla kulaklarını dikmiş. “Nasıl bir yolculuk?” diye sormuş. “Gece treniyle. İlk durağımız banyo, sonra pijamalar, en son da yatağındaki masal.” Minik tilki hemen ayağa kalkmış. Kollarını iki yana açıp yüksek sesle “Tuut tuut!” diye seslenmiş.
Sonra koridora doğru koşacak gibi olmuş. Annesi elini uzatmış. “Gece trenimiz yavaş gidiyor. Düdüğü de şöyle çalıyor.” deyip usulca “Tuuut.” diye fısıldamış. Minik tilki bu ince sesi komik bulmuş. O da dudaklarını büzüp sessizce düdük çalmış. Ardından annesinin elini tutarak banyoya yürümüş. İlk kez yatma hazırlıklarının devamında ne olacağını merak ediyormuş.
Banyoda ellerini ve yüzünü yıkamış. Havlusuyla yanaklarını kurularken aynadaki ıslak bıyıklarına bakıp gülümsemiş. Sonra diş fırçasını almış. “Bu durakta trenin dişleri mi temizleniyor?” diye sormuş. Annesi gülmüş. “Bu kez küçük yolcunun dişleri.” demiş. Minik tilki dişlerini fırçalamış, annesi de ona yardım etmiş. İşleri bitince fırçayı yerine bırakıp ikinci durağa geçmişler.

Yatağın üzerinde iki pijama duruyormuş. Biri çizgili, öteki yıldızlıymış. Minik tilki yıldızlı olanı seçmiş. Bir ayağını pijamasına geçirirken “Bunlarla gece treninin makinisti olabilirim.” demiş. Öteki ayağını da geçirip üstünü giymiş. Annesi yakasını düzeltmiş. Minik tilki bu kez hatırlatılmasını beklemeden kirli giysilerini sepete bırakmış. Sonra fısıltıyla “Sıradaki durak masal.” diye duyurmuş.
Raftan ince bir kitap seçip yatağına yerleşmiş. Annesi yanına oturmuş, örtüyü dizlerine kadar çekmiş. Kitapta, rüzgârın peşinden uçan küçük bir yaprağın yolculuğu anlatılıyormuş. Minik tilki resimlerdeki yaprağı ararken annesinin sesi odada usul usul dolaşmış. Artık düdük çalmak istemiyormuş. Başını yastığına yaslamış, masalın sonunu dinlemeye başlamış.

Tam o sırada aklına tahta treni gelmiş. Doğrulup “Ya yarın köprüyü yapmayı unutursam?” diye sormuş. Annesi, başucundaki küçük kâğıda bir köprü çizmiş. “Bu resim sana hatırlatır.” demiş. Minik tilki çizime bakmış, sonra oyun tahtasındaki sarı istasyonu görmüş. Treni yerli yerinde duruyormuş. İçinden ertesi gün ona uzun bir köprü yapacağını geçirmiş ve yeniden yastığına uzanmış.
Annesi masalı bitirip alnına bir öpücük kondurmuş. “Gece trenimiz son durağa geldi.” diye fısıldamış. Minik tilki örtüsünün kenarını tutmuş. “Yarın yine bu trenle gidelim.” demiş. Annesi başını sallayıp ışığı kapatmış. Dışarıda çam dalları hafifçe hışırdıyormuş. Minik tilki bir süre bu sesi dinlemiş. Sonra gözleri yavaşça kapanmış; hayalindeki tren, yıldızların altından sessizce geçip gitmiş.
Gökten üç elma düşmüş: Biri yatma hazırlıklarını sakin bir oyuna dönüştüren minik tilkiye, biri onu anlayışla dinleyen annesine, biri de günü tatlı bir masalla uğurlayan bütün çocuklara.





