5-6 Yaş Masalları7-8 Yaş Masalları9-10 Yaş MasallarıKeloğlan MasallarıUzun Masallar

Keloğlan ve Üç Kapılı Mağara

Keloğlan sabırla düşünerek köyüne su getirecek yolu buluyor.

Bir varmış, bir yokmuş. Dağların eteğinde, avlularında asmaların gölge yaptığı küçük bir köy varmış. Köyün ortasındaki taş çeşmenin başı sabah akşam şenlenirmiş. Kimi testisini doldurur, kimi hayvanlarının suyunu taşır, kimi de komşusuyla iki söz edermiş. Keloğlan da annesiyle bu köyde yaşarmış. Tarlada çalışır, evin işlerine yardım eder, akşamları yaşlıların anlattığı eski hikâyeleri dinlermiş.

O yıl yağmurlar gecikmiş. Önce köyün yanındaki dere küçülmüş, sonra çeşmenin suyu incecik akmaya başlamış. Köylüler ellerindeki suyu paylaşmışlar ama bir sabah çeşmeden tek damla düşmemiş. Keloğlan boş testileri görünce düşünceye dalmış. O sırada yaşlı değirmenci, babasından duyduğu bir hikâyeyi hatırlamış. Dağdaki eski bir mağaranın içinde, vaktiyle köye su veren bir kaynak varmış. Yoluysa yıllardır kullanılmıyormuş.

“Gidip arayalım.” demiş Keloğlan. Değirmenci de ona katılmış. Birlikte yanlarına fener, azık ve kalan sudan küçük bir matara almışlar. Keloğlan annesine nereye gittiklerini söylemiş. Ardından köyün yukarısındaki patikaya çıkmışlar. Yol boyunca kuruyan dereyi izlemiş, dinlenmek için ceviz ağacının gölgesinde durmuşlar. Öğleye doğru, iki kayanın arasındaki geniş mağara ağzını bulmuşlar.

Keloğlan ve değirmenci susuz köyden kaynağı aramaya çıkıyor

İçeride hava serinmiş. Fenerin ışığı taş duvarlara vurunca karşılarında yan yana üç kapı belirmiş. Kapıların üstünde birer bilmece, ortalarındaki taşta da kısa bir yazı varmış: “Aradığın suya bir kapı açılır. Önce düşün, sonra seç.” Değirmenci feneri kaldırmış. Keloğlan kapılara yaklaşmış ama hiçbirini hemen itmemiş. Önce soldakinin bilmecesini okumuş.

“Sen söylemeden konuşmam, söylediğini sana yollarım. Ben neyim?” yazıyormuş. Keloğlan bilmeceyi sesli okuyunca kapının aralığından uğultuya benzeyen bir ses gelmiş. Değirmenci başını yana eğmiş. “Acaba su mu?” diye sormuş. Keloğlan, “Merhaba!” diye seslenmiş. “Merhaba!” sözü geri dönmüş. Bir kez daha konuşunca aynı şey olmuş. Sonra ikisi de susmuş. Sesler dinince Keloğlan gülümsemiş. “Bu yankı. Sesimiz kayalara çarpıp geri geliyor.” demiş.

Ortadaki kapının bilmecesi şöyleymiş: “Yüzün bende görünür. Elin bana değse ıslanmaz. Ben neyim?” Keloğlan kapıdaki parlak yüzeye bakmış. Fenerin ışığı üzerinde dalgalanıyor gibi görünüyormuş. Biraz eğilince kendi yüzünü seçmiş. Değirmenci de yanına gelmiş. Elini kaldırınca karşısındaki de elini kaldırmış. Keloğlan gülümsemiş. “Öyleyse cevap ayna. Parlaması, burada su olduğu anlamına gelmiyor.” demiş.

Üçüncü kapının önüne geldiklerinde yalnızca serin bir esinti hissetmişler. Üstünde şu bilmece varmış: “Gökten iner, toprağın altında saklanırım. Yol bulunca aşağı akarım. Ben neyim?” Keloğlan cevabı söylemeden önce durmuş. Fenerin küçük çıtırtısını bile duyabiliyormuş. Bir süre bekleyince kapının ardından ince bir damlama sesi gelmiş. Sesin yeniden duyulmasını beklemiş. Sonra taşın dibindeki nemli çizgiyi fark etmiş.

Keloğlan taş kapının dibindeki damlaları sabırla gözlemliyor

“Yağmur suyu toprağın ve kayaların arasına sızabilir.” demiş. “Oradan yol bulup yeniden dışarı çıkabilir. Hem bilmece hem de bu damlalar aynı şeyi söylüyor. Aradığımız kapı bu olmalı.” Değirmenci başını sallamış. Keloğlan kapıya dönüp “Su!” demiş. Taş kapı ağır ağır aralanmış. İçeriden yükselen şırıltıyı duyunca ikisinin de yüzü aydınlanmış.

Kapının ardında, kayaların arasından çıkan küçük bir kaynak varmış. Yukarıdaki açıklıktan gün ışığı süzülüyor, çevredeki ağaçların kökleri taşların arasından uzanıyormuş. Su, eski bir taş oluğa doluyor ama önündeki taş ve dal yığını yüzünden aşağıya akamıyormuş. Değirmenci eğilip yığını incelemiş. Keloğlan da köklerin arasına sıkışan dallara bakmış. Birini çekince ince bir kök de kıpırdamış. Hemen durmuş.

“Bu dalı öbür taraftan çıkaralım.” demiş. “Kökler toprağı yerinde tutuyor. Onları koparırsak gevşeyen toprak suya karışabilir.” Değirmenci dalı dikkatle kaldırmış. Birlikte yalnızca oluğun içine düşen taşları ve kuru dalları temizlemişler. Sonunda su, önündeki dar açıklıktan süzülüp ilerlemiş. Keloğlan ayağa kalkıp akışını seyretmiş. Acele etmeden çalışmaları işe yaramış.

Keloğlan ve değirmenci kökleri koruyarak su oluğunu temizliyor

Dönüşte eski oluğun köye uzanan bölümlerini de bulmuşlar. Köylüler haberi alınca onlara katılmış. Suyolunu temizlemiş, kırılan yerlerini onarmışlar. Kaynağın çevresindeki toprağı ve ağaçları koruyarak çalışmışlar. Çeşmeye yeniden su verildiği gün Keloğlan annesinin yanında durmuş. Değirmenci ona göz kırpmış. “En gür sesi izleseydik hâlâ mağarada kendi kendimizi dinliyor olurduk!” demiş. Keloğlan’ın kahkahası bu kez çeşmenin şırıltısına karışmış.

Gökten üç elma düşmüş: Biri düşünmek için duranların avucuna, biri sabırla dinleyenlerin sepetine, biri de ağacını ve suyunu koruyanların bahçesine konmuş. Köyde o günden sonra çeşmenin bakım sırası da, dağdaki kaynağın yolu da hiç unutulmamış.

Masal Perisi

Masal Perisi, çocuklar için eğitici ve özgün içerikler üreten bir masal yazarıdır. Çocukların gelişim süreçlerini destekleyen, etik değerleri aşılayan ve hayal gücünü besleyen masallarıyla, ebeveynlere güvenilir ve kaliteli bir okuma kaynağı sunar.

İlgili Masallar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olun!