Bir varmış, bir yokmuş. Güneşin tepeleri bal rengine boyadığı bir ülkede küçük bir aslan yaşarmış. Evlerinin önünde sarı çiçekler açar, pencerelerine sabahları serçeler konarmış. Küçük aslan resim yapmayı, tahta küplerden kuleler kurmayı severmiş. Bahçede oyun oynarken bazen patileri toprak olur, bazen de rüzgâr yelesini iyice kabartırmış.
Küçük aslan kendine özen göstermeyi de severmiş. Sabahları yüzünü yıkar, yelesini düzeltir; oyun dönüşünde kirlenen patilerini temizlermiş. Bakımını tamamlayınca kendini rahat ve güne hazır hissedermiş. Dişlerini temiz tutmak da günlük alışkanlıklarından biriymiş. Sabahları ve yatmadan önce annesinin yardımıyla dişlerini fırçalarmış. Bir sabah, banyodaki fırçasına bakarken aklına bir fikir gelmiş.
“Dişlerimi fırçalama zamanına bir oyun bulabilir miyiz?” diye sormuş. Annesi havluyu yerine asmış. “Nasıl bir oyun düşünüyorsun?” demiş. Küçük aslan biraz düşünmüş. Oyuncaklarını banyoya yığmak istemiyormuş. Fırçasıyla koşamayacağını da biliyormuş. Onun istediği, her sabah başlayıp akşam devam eden, yalnızca kendilerine ait küçük bir oyunmuş.
Kahvaltıdan sonra masaya oturmuşlar. Küçük aslan bir kâğıdın bir yanına güneş, öbür yanına ay çizmiş. Güneşe kocaman bir gülümseme eklemiş. Ayınsa uykudan gözleri kapanıyormuş. “Biri sabahı, biri geceyi hatırlatsın.” demiş. Annesi kâğıdı, aslanın odasındaki panoya asmış. Küçük aslan resimlerine bakıp gülmüş. Daha oyun başlamadan uykulu ayı pek sevmiş.

Sonra banyoya geçmişler. Annesi küçük, yumuşak fırçaya bezelye büyüklüğünde diş macunu koymuş. Lavabonun yanındaki iki dakikalık kum saatini çevirmiş. “Kumlar akarken dişlerimizin her yanını temizleyelim.” demiş. Küçük aslan aynada kendine bakmış. Annesi elini yönlendirerek fırçanın hareketlerini göstermiş. Birlikte dişlerin dışını, içini ve çiğneme yüzeylerini nazikçe fırçalamışlar.
Annesi bu sırada yumuşacık bir ezgi mırıldanmış. Küçük aslan konuşmadan dinlemiş, fırçasını dikkatle hareket ettirmiş. Kum saati bitince annesi temizliği tamamlamasına yardım etmiş. Aslan macunu lavaboya tükürmüş. Fırçasını temizleyip yerine koyarken musluğu da kapatmış. Sonra aynadaki yüzüne kocaman bir gülümseme göndermiş. Bıyığının ucunda kalan minicik köpüğü havluyla silmiş.
Odasına dönünce güneş resminin yanına küçük bir nokta koymuş. “Sabah bölümümüz tamam!” demiş. Gün boyunca bahçede oynamış, küplerinden bir köprü yapmış. Akşam olunca annesiyle kitabını seçmek için odasına koşmuş. Tam rafa uzanırken panodaki ayı görmüş. Uykulu gözleriyle sanki onu bekliyormuş. Küçük aslan durmuş. Kitabı seçmiş ama henüz yatağına girmemiş.
“Bizim oyunun gece bölümü var!” diye seslenmiş. Annesi gülümseyerek yanına gelmiş. Birlikte banyoya gitmişler. Bu kez küçük aslan kum saatini kendisi çevirmiş. Annesi yine macununu hazırlamış, fırçalamasına yardım etmiş. Sabahki ezgi usulca duyulurken kumlar aşağıya akmış. Küçük aslan artık sırayı biliyormuş. Acele etmeden, hiçbir bölümü atlamadan dişlerini temizlemiş.

Birkaç gün sonra pencereye yağmur damlaları vurmaya başlamış. Küçük aslan akşam banyoya giderken durmuş. “Bugün yağmurun sesini dinleyelim mi?” diye sormuş. Annesi kabul etmiş. Damlalar cama tıp tıp vururken fırçalama zamanları sessiz bir oyuna dönüşmüş. Ertesi sabahsa serçelerin sesini dinlemişler. Kum saati hep aynı süreyi gösteriyor, dinledikleri sesler değişiyormuş.
Bir akşam küçük aslan panoya yeni bir ay çizmek istemiş. Bu kez ayın bıyıkları varmış! Annesi resmi görünce gülmüş. “Bana biraz seni hatırlattı.” demiş. Küçük aslan yanaklarını şişirmiş, sonra gülümsemiş. Panodaki güneşe de yuvarlak kulaklar eklemiş. Resimleri kendi elleriyle değiştirdikçe sabah ve akşam yaptıklarını hatırlamak daha eğlenceli oluyormuş.
O gece dişlerini fırçaladıktan sonra annesinin yanına kıvrılmış. Kitabın kapağında kocaman bir ay varmış. “Bunun bıyıkları eksik!” diye fısıldamış. İkisi de gülüşmüşler. Annesi okumaya başladığında küçük aslanın gözleri ağırlaşmış. Sabah yine güneşli resminin yanına gidecekmiş. Şimdiyse temiz dişleri ve dinleyeceği masalla uykuya hazırmış.

Gökten üç elma düşmüş: Güneş birini kızartmış, ay ötekini gümüşe boyamış, üçüncüsünü de sabah serçeleri bulmuş. Küçük aslanın penceresinde yeni bir günün şarkısı başlamış.





