Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı büyük bir ormanda minik bir fil yaşarmış. Bu fil, temizliğine çok önem verirmiş. En sevdiği şey ise her sabah nehir kıyısında köpüklü bir banyo yapmakmış.
Fil, güneş doğar doğmaz nehrin kenarına gider, hortumuna bol bol su doldururmuş. Suyu önce sırtına, sonra başına püskürtürmüş. Ardından sabun köpüklerini her yanına yayar, neşeyle şarkılar söylermiş. Bazen banyosu o kadar uzun sürermiş ki nehir kıyısındaki taşlar bile su içinde kalırmış.
Bir sabah tavşan, filin yanına gelmiş. Fil yine hortumuyla çevresine su püskürtüyormuş. Tavşan, “Bu kadar çok su kullanman gerekli mi?” diye sormuş. Fil gülümseyerek, “Temiz olmak için bol bol su kullanmalıyım!” demiş.
Tavşan, “Temiz olmak elbette önemlidir. Fakat suyu dikkatli kullanmak da önemlidir.” diye karşılık vermiş. Fil ise tavşanın sözlerini pek önemsememiş. Köpükleri çoğaltmış, hortumuna yeniden su doldurmuş ve banyosuna devam etmiş.
Günler geçtikçe yağmurlar azalmış. Güneş, ormanın üzerinde daha uzun süre kalmaya başlamış. Küçük dereler yavaşlamış, göletlerin kıyıları kurumaya yüz tutmuş. Hayvanlar içecek su bulmak için her gün daha uzaklara gitmek zorunda kalmış.
Bir sabah fil nehrin yanına geldiğinde suyun eskisi kadar güçlü akmadığını görmüş. Hortumunu nehre uzatmış fakat çok az su çekebilmiş. Şaşkınlıkla, “Nehir neden küçüldü?” diye sormuş.
Ağaç dalında oturan baykuş, “Uzun zamandır yağmur yağmıyor. Ormandaki su azalıyor. Bu yüzden hepimiz suyu tasarruflu kullanmalıyız.” demiş.
Fil, arkadaşlarının küçük kaplarla su taşıdığını görmüş. Geyik, içeceği kadar su alıyor; ayı, yiyeceklerini yıkarken suyu boşa akıtmıyor; tavşan ise sebzelerini küçük bir kapta temizliyormuş. Fil, kendi uzun banyolarını düşününce utanmış.
O gün banyo yapmak için nehirden yalnızca bir kova su almış. Önce kuru bir yaprakla üzerindeki tozları temizlemiş. Sonra biraz suyla vücudunu ıslatmış ve sabunlanmış. Suyu boşa akıtmadan dikkatlice durulanmış.
Fil, kısa sürede tertemiz olduğunu görünce şaşırmış. “Demek ki temiz olmak için çok fazla su kullanmak gerekmiyormuş.” demiş.
Ertesi gün fil, arkadaşlarını nehir kıyısında toplamış. “Ben banyolarımda gereğinden fazla su kullanıyordum. Bunun doğru olmadığını öğrendim. Bundan sonra suyu boşa harcamayacağım.” demiş.
Fil, ormandaki hayvanlara tasarruflu banyo yapmayı öğretmiş. Önce suyun bir kaba doldurulması gerektiğini anlatmış. Sabunlanırken suyun kullanılmamasını, durulanırken ise yalnızca gerektiği kadar su harcanmasını göstermiş. Küçük hayvanlar da filin anlattıklarını dikkatle dinlemiş.

Bir süre sonra yağmurlar yeniden başlamış. Dereler dolmuş, göletler eski hâline dönmüş ve nehir yeniden coşkuyla akmaya başlamış. Fakat fil, su çoğalınca eski alışkanlıklarına dönmemiş. Her banyoda yalnızca ihtiyacı kadar su kullanmış.
Tavşan bir gün ona, “Artık hem çok temizsin hem de suyu koruyorsun.” demiş. Fil gülümseyerek, “Çünkü su yalnızca benim değil, ormandaki bütün canlılarındır.” diye cevap vermiş.
O günden sonra fil, ormanın en temiz hayvanlarından biri olmasının yanında suyu en dikkatli kullanan hayvanı olarak da tanınmış. Bütün hayvanlar ondan şu önemli öğüdü öğrenmiş:
Temizlik için su gereklidir fakat suyu israf etmeden kullanmak, bütün canlılara karşı bir sorumluluktur.





