Bir varmış, bir yokmuş. Uzak denizlerin kıyısında, suyu cam gibi berrak bir koy varmış. Bu koyda türlü türlü balıklar yaşarmış. Mercanların arasında kırmızı pulları güneş gibi parlayan bir balık ile mavi pulları gökyüzünü andıran başka bir balık yaşarmış. İkisi de aynı koyda büyümelerine rağmen birbirlerini pek tanımazmış.
Kırmızı balık çok hızlı yüzermiş. Sabahları erkenden denize açılır, lezzetli yosunlar ve küçük deniz yemleri bulurmuş. Mavi balık ise sakin ve dikkatliymiş. Kayaların arasındaki gizli yerleri keşfetmeyi severmiş. Bir gün ikisi aynı mercan mağarasının önünde karşılaşmış. Kırmızı balık bulduğu yemleri sevinçle saklarken mavi balık ona yaklaşmış ve, “Ne kadar güzel yemler bulmuşsun!” demiş. Kırmızı balık biraz gururlanmış ve, “Evet, hepsini ben buldum.” diye cevap vermiş.
O sırada denizde güçlü bir akıntı başlamış. Küçük balıklar korkuyla sağa sola kaçışmış. Kırmızı balık hızla yüzmeye çalışmış ama akıntı onu açık denize doğru sürüklemeye başlamış. Mavi balık durumu fark etmiş. Hemen yanına gidip, “Kayaların arasındaki güvenli yolu biliyorum. Beni takip et!” demiş. Kırmızı balık önce şaşırmış ama başka çaresi olmadığı için mavi balığın peşinden gitmiş.
İki balık birlikte yüzerek dar bir geçitten geçmiş ve sakin bir koya ulaşmış. Akıntı dindikten sonra kırmızı balık derin bir nefes almış. “Bugün bana yardım etmeseydin çok zor durumda kalacaktım.” demiş. Mavi balık gülümseyerek, “Dostluk zor zamanlarda belli olur.” diye karşılık vermiş.
Bir süre sonra ikisi birlikte yiyecek aramaya başlamış. Kırmızı balık hızlı olduğu için uzak yerlerdeki yemleri buluyor, mavi balık ise dikkatli olduğu için en güvenli yolları seçiyormuş. O gün buldukları yemler her zamankinden daha bolmuş. Kırmızı balık yemleri tek başına saklamak yerine ikiye bölmüş ve, “Bunları birlikte bulduk, birlikte paylaşalım.” demiş. Mavi balık da, “Paylaşılan lokma daha tatlı olur.” diye cevap vermiş.

Günler geçtikçe koydaki diğer balıklar onların dostluğunu konuşmaya başlamış. Birlikte çalışan iki balığın hem daha güvende olduğunu hem de daha mutlu yaşadığını görmüşler. Kırmızı balık artık yalnız başına hareket etmiyor, mavi balığın fikirlerini dinliyormuş. Mavi balık da arkadaşının enerjisinden güç alıyormuş.
Sonunda koydaki bütün balıklar önemli bir gerçeği anlamış: Güç sadece hızlı yüzmekte ya da çok yiyecek bulmakta değildir. Asıl güç, dostluk kurabilmekte ve sahip olduklarını paylaşabilmektedir.
O günden sonra kırmızı balık ile mavi balık, denizin en iyi dostları olarak yaşamışlar. Birbirlerine yardım etmiş, bulduklarını paylaşmış ve her zaman birlikte yüzmüşler. Çünkü gerçek dostluk, kalpleri birleştiren en değerli hazinedir.





