Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil ağaçlarla çevrili geniş bir ormanda küçük bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın yumuşacık tüyleri, uzun kulakları ve birbirinden güzel oyuncakları varmış. Tahta arabalar, renkli toplar, küçük davullar ve türlü türlü yapbozlar odasının her yanını doldururmuş.
Tavşan, oyuncaklarını çok severmiş. Fakat onları arkadaşlarıyla paylaşmaktan hiç hoşlanmazmış. Ormandaki hayvanlar oyun oynamak için evine geldiklerinde oyuncaklarını hemen büyük bir sandığın içine saklarmış.
Bir sabah sincap, kirpi ve kaplumbağa tavşanı ziyarete gelmiş. Sincap, odanın köşesinde duran kırmızı topu görünce sevinmiş. “Bu güzel topla birlikte oynayabilir miyiz?” diye sormuş.
Tavşan, topu hemen kucağına almış. “Hayır! Bu top benim. Kimseye veremem.” demiş.
Kirpi, tahta arabayı işaret etmiş. “Öyleyse arabayı sırayla sürelim mi?” diye sormuş.
Tavşan, arabayı da sandığın içine koymuş. “Olmaz! Oyuncaklarım zarar görebilir.” demiş.
Kaplumbağa üzgün bir sesle, “Biz oyuncaklarını almak istemiyoruz. Yalnızca seninle birlikte oynamak istiyoruz.” demiş.
Ancak tavşan arkadaşlarını dinlememiş. Bütün oyuncaklarını sandığa doldurmuş ve kapağını sıkıca kapatmış. Sincap, kirpi ve kaplumbağa tavşana veda ederek ormandaki çayıra gitmişler.
Tavşan odasında tek başına kalmış. Önce kırmızı topunu duvara atıp yakalamış. Sonra tahta arabasını yerde sürmüş. Bir süre sonra davulunu çalmaya başlamış. Fakat odada kahkaha atan, onunla yarışan ya da oyunlarına katılan hiç kimse yokmuş.
Tavşan bir müddet sonra sıkılmış. Pencereden dışarı baktığında arkadaşlarının çayırda neşeyle oynadığını görmüş. Sincap kozalakları yuvarlıyor, kirpi kuru yapraklardan küçük bir ev yapıyor, kaplumbağa da oyunun kurallarını belirliyormuş. Üstelik oyuncakları olmadığı hâlde çok eğleniyorlarmış.
Tavşan kendi kendine, “Benim bu kadar çok oyuncağım var ama hiç eğlenemiyorum. Onlarınsa neredeyse hiç oyuncağı yok fakat hepsi çok mutlu.” demiş.
Tam o sırada kırmızı top yatağın altına kaçmış. Tavşan topu almak için uzanmış ama kolu yetişmemiş. Tahta bir çubukla topu çıkarmaya çalışırken çubuk da yatağın altında kalmış. Tavşan ne yaptıysa topunu çıkaramamış.
Bir süre düşündükten sonra arkadaşlarından yardım istemeye karar vermiş. Çayıra giderek başını öne eğmiş. “Arkadaşlar, topum yatağın altına kaçtı. Onu tek başıma çıkaramadım. Bana yardım eder misiniz?” diye sormuş.
Sincap, kirpi ve kaplumbağa birbirlerine bakmışlar. Tavşanın daha önceki davranışına kırılmış olsalar da ona yardım etmeye karar vermişler.
Sincap ince kollarıyla yatağın altına uzanmış, fakat topa yetişememiş. Kirpi sırtındaki dikenlerden birini çubuğa takarak çubuğun daha uzağa erişmesini sağlamış. Kaplumbağa da çubuğu dikkatlice yönlendirmiş. Birlikte çalışınca kırmızı top kısa sürede yatağın altından çıkmış.
Tavşan çok sevinmiş. “Size teşekkür ederim. Tek başıma yapamadığım bir işi birlikte başardık.” demiş.
Kaplumbağa gülümsemiş. “Dostluk da böyledir. Paylaştıkça işler kolaylaşır, mutluluk çoğalır.” demiş.
Tavşan bu sözler üzerine oyuncak sandığını açmış. Kırmızı topu sincaba, tahta arabayı kirpiye ve yapbozu kaplumbağaya uzatmış. “Davranışım için özür dilerim. Oyuncaklarım kırılabilir diye çok korktum. Fakat arkadaşlarımı üzmenin daha kötü olduğunu şimdi anladım. Bundan sonra oyuncaklarımla birlikte oynayabiliriz.” demiş.

O gün tavşanın evi neşeli seslerle dolmuş. Sincap topu havaya atmış, kirpi tahta arabayla odanın içinde yarışmış, kaplumbağa yapbozun parçalarını birleştirmiş. Tavşan ise arkadaşlarının mutluluğunu gördükçe daha çok sevinmiş.
Akşam olduğunda bütün oyuncaklar dikkatlice toplanmış ve yeniden sandığa yerleştirilmiş. Hiçbiri kaybolmamış, hiçbiri zarar görmemiş. Üstelik tavşan, oyuncaklarıyla tek başına oynadığı günlerden çok daha güzel bir gün geçirmiş.
O günden sonra tavşan, arkadaşları evine geldiğinde oyuncaklarını saklamamış. Her oyuncağı sırayla kullanmışlar, birbirlerine yardım etmişler ve her gün yeni oyunlar bulmuşlar. Tavşan da paylaşmanın sahip olduklarını azaltmadığını, tam tersine sevgiyi, neşeyi ve dostluğu çoğalttığını öğrenmiş.
Bu masaldan da anlaşılacağı gibi, paylaşılan bir oyuncak eskimez; onunla kurulan dostluk daha da güçlenir.





