Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, küçük bir köyde Deniz adında bir çocuk yaşarmış. Deniz çok tatlı, çok neşeli bir çocukmuş ama bir kusuru varmış: Ellerini yıkamayı hiç sevmezmiş. Sabah kalkar, hemen kahvaltıya oturur, akşam sokakta oynadıktan sonra doğruca sofraya koşarmış. Annesi ne kadar “Deniz, ellerini yıka!” dese de o hep “Sonra yıkarım anne, acelem var!” diyerek koşup gidermiş.
Bir gün Deniz, arkadaşlarıyla bahçede toprakla oynamış, ağaçlara tırmanmış, kedilerle köpeklerle oynaşmış. Eve geldiğinde eli kolu toz toprak içinde kalmış. Annesi yine seslenmiş: “Deniz, sofraya oturmadan önce ellerini yıka!” Ama Deniz yorgunluktan ve açlıktan hiç durmadan sofraya oturmuş, kirli elleriyle ekmeğe uzanmış.
O gece Deniz’in karnı ağrımaya başlamış. Sabaha karşı ateşi çıkmış, midesi bulanmış. Annesi hemen onu doktora götürmüş. Doktor Deniz’i muayene ettikten sonra gülümseyerek şöyle demiş: “Deniz, senin karnında küçük mikroplar dolaşıyor. Bu mikroplar kirli ellerinden yemeğe, yemekten de karnına geçmiş.” Deniz şaşkınlıkla sormuş: “Mikroplar mı? Ben onları hiç görmedim ki!” Doktor ona küçük bir büyüteç uzatmış ve elini incelemesini istemiş. Deniz büyüteçle eline baktığında gözlerini kocaman açmış. Elinde gözle görülmeyen minicik lekeler, kirler varmış. Doktor açıklamış: “Mikroplar öyle küçüktür ki gözle göremeyiz. Ama ellerimizi sabunla iyice yıkarsak onları temizleyebiliriz.”
Deniz bu sözleri hiç unutmamış. Eve döndüğünde doğruca lavaboya koşmuş, sabunla ellerini ovmuş, ovmuş. Artık her yemekten önce, tuvaletten sonra ve dışarıdan geldiğinde ellerini sabunlu suyla yıkamayı alışkanlık hâline getirmiş. Arkadaşlarına da bu önemli dersi anlatmış: “Ellerimizde gözle görünmeyen mikroplar var. Onlardan kurtulmanın tek yolu sabunla yıkamak!”

Zamanla Deniz hiç hastalanmaz olmuş. Yüzü pembe pembe, gözleri pırıl pırılmış. Annesi onu her sofrada gururla süzermiş. Köydeki diğer çocuklar da Deniz’i örnek almışlar, hepsi ellerini yıkamayı bir oyun gibi sevmeye başlamışlar.
Ve o günden sonra Deniz, temizliğin sağlığın anahtarı olduğunu hiç unutmamış. Küçük eller, büyük mutluluklara giden yolu sabunla ve suyla açarmış. Masalımız burada biter, siz de ellerinizi yıkamayı asla unutmayın!





