Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı geniş bir savanada, uzun boynu bulutlara değecek kadar yüksek bir zürafa yaşarmış. Bu zürafanın en tuhaf özelliği, dünyanın en çok gıdıklanan hayvanı olmasıymış. Boynuna hafif bir yaprak değse kahkahalarla güler, kuyruğuna küçük bir sinek konsa yerinde duramazmış.
Bir sabah, zürafa serin rüzgârın altında ağaç yapraklarını yerken bir kelebek gelip boynuna konmuş. Zürafa bir anda “Hihihihi! Yapma, çok gıdıklanıyorum!” diye kahkaha atmış. Gülerken o kadar sallanmış ki ağacın dalları zangır zangır titremiş, üstte uyuklayan maymun dengesini kaybedip bir yaprak yığınının içine düşmüş.
Maymun şaşkınlıkla başını çıkarıp “Deprem mi oldu?” diye bağırmış. Zürafa gülmekten cevap verememiş. Tam o sırada yan tarafta otlayan zebra merakla yaklaşmış. “Neye bu kadar gülüyorsun?” diye sormuş. Zürafa güçlükle “Boynuma kelebek kondu!” diyebilmiş. Zebra bunu duyunca dayanamayıp gülmeye başlamış.
Derken savanadaki hayvanlar birer birer toplanmış. Fil, “Bu kadar gıdıklanan birini ilk kez görüyorum.” demiş. Tavşan, “Acaba kulaklarına dokunsak ne olur?” diye fısıldamış. Herkes merak içindeymiş.
Tavşan usulca zürafanın kulağına küçük bir ot sapıyla dokunmuş. O anda zürafa öyle bir kahkaha patlatmış ki “HOOOOHOOHOO! HİHİHİ!” sesi bütün savanada yankılanmış. Gülerken boynu sağa sola savrulmuş, ağaçtaki kuşlar paniğe kapılıp aynı anda havalanmış. Fil bile şaşkınlıktan hortumunu kendi kulağına dolamış.
Kahkahalar bitince zürafa derin bir nefes almış. “Lütfen biraz dikkatli olun, yoksa gülmekten yere yığılacağım!” demiş. Fakat hayvanların merakı daha da artmış. Maymun bu kez uzun bir tüy bulmuş. “Son bir deneme yapalım.” demiş. Tüy zürafanın çenesine değdiği anda zürafa kahkahadan iki büklüm olmuş. Gülerken su içmek için eğilmiş ve yanlışlıkla burnuyla suyu içine çekmiş. Ardından “Hapşuuu!” diye öyle güçlü hapşırmış ki göletteki ördekler küçük bir dalga yüzünden ters dönmüş.
Ördekler suyun üstünde dönüp dururken biri “Biri bizi karıştırdı galiba!” diye bağırmış. Bunu duyan bütün hayvanlar daha da çok gülmüş. Savanada kahkahadan ayakta durabilen neredeyse kimse kalmamış.
Akşamüstü güneş kızıl renge bürünürken zürafa sonunda sakinleşmiş. “Bugün anladım ki gülmek çok güzel ama bazen ölçüsünü kaçırınca işler iyice komik oluyor.” demiş. Fil gülümseyerek “Senin kahkahan olmasa savanamız bu kadar neşeli olmazdı.” diye cevap vermiş.

O günden sonra hayvanlar canları sıkıldığında zürafanın yanına gider ve hep birlikte kahkahaya boğulurmuş. Böylece savananın en uzun boyunlu hayvanı, aynı zamanda en çok güldüren hayvanı olarak ünlenmiş.
Masal da burada bitmiş. Gülmeyi bilenlerin neşesi çoğalmış, başkalarını güldürenlerin dostluğu artmış. Çünkü bazen küçücük bir yaprak bile koca bir savanayı kahkahaya boğabilirmiş.





