Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil ağaçların gölgesinde, kuşların neşeyle şarkılar söylediği güzel bir ormanda yaşayan sevimli kapibara Tarçın varmış. Tarçın, her yeni güne heyecanla başlar, doğada karşılaştığı her olayı bir maceraya dönüştürmeyi başarırmış. Kayıp şapkasını bulurken sabırlı olmayı öğrenmiş, arkadaşlarıyla yaptığı komik piknikte ise paylaşmanın ve doğayı temiz bırakmanın değerini anlamış. O sabah da sarı hasır şapkasını başına takmış, mavi kurdelesini düzelterek dere kıyısında yürüyüşe çıkmış. Gökyüzünde birkaç gri bulut dolaşıyormuş ama Tarçın onların kısa sürede geçip gideceğini düşünüyormuş.
Yolda sincap Pırpır, kurbağa Zıpzıp ve tavşan Lili ile karşılaşmış. Pırpır, gökyüzüne bakarak, “Bence bugün yağmur yağacak.” demiş. Tarçın gülümsemiş. “Birkaç damladan ne olacak ki? Hadi yürüyüşe devam edelim.” diye cevap vermiş. Lili ise nazikçe, “Yine de hazırlıklı olmak iyidir.” demiş. Tarçın arkadaşlarının sözünü dinlemiş ama yağmurun gerçekten başlayacağına pek ihtimal vermemiş.
Bir süre sonra rüzgâr hafifçe esmeye başlamış. Yapraklar hışırdamış, bulutlar gökyüzünü tamamen kaplamış. Derken ilk yağmur damlası Tarçın’ın burnuna düşmüş. Ardından ikinci, üçüncü ve dördüncü damlalar gelmiş. Tarçın burnunu kırıştırınca peş peşe iki kez hapşırmış. Güçlü hapşırığıyla şapkası havalanıp kısa bir süre gökyüzünde süzülmüş. Pırpır kahkahayla, “Şapkan yine maceraya çıktı.” demiş. Tarçın da kendi hâline gülmeden edememiş. Neyse ki şapkası bu kez yakındaki yumuşak çimenlerin üzerine düşmüş.
Yağmur giderek hızlanmış. İnce damlalar kısa sürede iri damlalara dönüşmüş. Küçük su birikintileri oluşmaya başlamış. Tarçın önce telaşlanacak gibi olmuş ama geçen maceralarını hatırlamış. “Telaş etmek yerine çözüm bulmalıyız.” demiş. Tam o sırada Zıpzıp sevinçle büyük bir su birikintisine atlayınca etrafa minicik damlalar sıçramış. Tarçın’ın yüzü ve şapkası yine ıslanmış. Pırpır dayanamayarak gülmeye başlamış. Tarçın da arkadaşlarına bakıp kahkaha atınca yağmur altında neşeli bir oyun başlamış.
Lili çevresine dikkatlice bakmış. Birkaç küçük kuş yavrusu dalların arasında birbirine sokulmuş, yağmurdan korunmaya çalışıyormuş. Tarçın onları görünce hemen harekete geçmiş. Yakındaki geniş yaprakları dikkatlice toplamış. Arkadaşları da ona yardım etmiş. Hep birlikte büyük yaprakları eğimli dalların arasına yerleştirerek küçük bir doğal sığınak hazırlamışlar. Anne kuş sevinçle, “Çok teşekkür ederiz. Sayenizde yavrularım güvende.” demiş. Tarçın gülümseyerek, “Doğada herkes bazen yardıma ihtiyaç duyar.” diye karşılık vermiş.
Bir süre sonra yağmur yavaşlamış. Bulutların arasından güneş yeniden görünmeye başlamış. Islak yaprakların üzerinde parlayan damlalar küçük kristaller gibi ışıldıyormuş. Tam o sırada gökyüzünde rengârenk bir gökkuşağı belirmiş. Tarçın hayranlıkla yukarı bakmış. “Demek ki yağmurun ardından böyle güzel bir manzara da bizi bekliyormuş.” demiş. Pırpır kuyruğunu sallayarak, “Bazen sabretmek en güzel sürprizleri getirir.” diye eklemiş. Lili ve Zıpzıp da gülümseyerek arkadaşlarına katılmış.

Tarçın, dere kıyısındaki su birikintisine bakınca kendi yansımasını görmüş. Şapkası biraz eğrilmiş, burnunun ucunda minicik bir yağmur damlası kalmış. O hâlini görünce yine gülmeye başlamış. “Sanırım bugün yağmur beni biraz yıkadı, biraz da güldürdü.” demiş. Arkadaşları onun neşesine ortak olmuş. Hep birlikte gökkuşağının altında yürüyerek ormana doğru ilerlemişler.
Akşam olduğunda Tarçın evine dönerken kalbi mutlulukla doluydu. O gün yağmurun sadece ıslatmadığını, aynı zamanda sabırlı olmayı, hazırlıklı davranmayı ve yardımlaşmanın değerini bir kez daha hatırlattığını düşünmüş. O günden sonra gökyüzünde kara bulutlar belirdiğinde korkmak yerine doğanın her hâlinin ayrı bir güzellik taşıdığını hatırlamış. Çünkü bazen en güzel kahkahalar yağmur damlalarının arasında, en parlak umutlar ise gökkuşağının altında saklıymış.
Gökten üç yağmur damlası düşmüş; biri doğayı sevenlere, biri dostlarına yardım edenlere, diğeri de bu masalı gülümseyerek dinleyen bütün çocuklara.





