Bir zamanlar, yemyeşil ağaçlarla kaplı büyük bir ormanda birçok hayvan birlikte yaşarmış. Bu hayvanlar arasında en meraklısı ve en hareketlisi genç bir maymunmuş. Maymun, yeni şeyler öğrenmeyi çok sever, günlerini dallar arasında zıplayarak ve etrafı keşfederek geçirirmiş. Ancak bazen aceleci davranır, düşünmeden karar verirmiş. Ormandaki yaşlı baykuş ise bilgeliğiyle tanınır, zor durumlarda bütün hayvanlara yardım edermiş.
Bir gün ormanda uzun süredir yağmur yağmamış. Meyve ağaçlarının çoğu boşalmış, hayvanlar yiyecek bulmakta zorlanmaya başlamış. Tam bu sırada yaşlı baykuş, büyük meşe ağacının altında bütün hayvanları toplamış. Hayvanlar merakla onun ne söyleyeceğini beklerken baykuş, “Ormanın derinliklerinde saklı bir meyve bahçesi var. Ancak oraya ulaşabilmek için sayı bulmacalarını çözmek gerekiyor.” demiş.
Bu haberi duyan hayvanlar heyecanlanmış. Maymun hemen öne atılmış ve “Ben bulmacaları çözebilirim. Meyveleri hepimiz için bulacağım!” demiş. Tilki, “Bu iş göründüğü kadar kolay olmayabilir.” demiş. Fakat maymun kendine çok güveniyormuş. Ertesi sabah erkenden yola çıkmaya karar vermiş.
Güneş doğarken maymun, baykuşun verdiği haritayla yola çıkmış. Bir süre ilerledikten sonra karşısına ilk ipucu çıkmış. Büyük bir kayanın üzerinde şu sözler yazıyormuş: “Üç ağacın yanından geç, sonra iki dereyi aş. Kaç engel geçtin?” Maymun hemen düşünmüş. “Üç ağaç ve iki dere. Toplam beş engel eder.” demiş. Kayanın üzerindeki taş kapı yavaşça açılmış.
Maymun yoluna devam etmiş. Bir süre sonra ikinci ipucuna ulaşmış. Bu kez yaşlı bir kaplumbağa onu bekliyormuş. Kaplumbağa, “Dört cevizim vardı. İkisini sincaba verdim. Kaç cevizim kaldı?” diye sormuş. Maymun aceleyle cevap vermek istemiş ama bir an durup düşünmüş. “Dört cevizden iki ceviz çıkarsa iki ceviz kalır.” demiş. Kaplumbağa gülümseyerek başını sallamış ve geçiş yolunu göstermiş.
Ormanın daha derinlerine ilerleyen maymun, üçüncü bulmacayla karşılaşmış. Bu kez bir derenin üzerinde duran tahta levhada şu yazıyormuş: “Bir dalda beş kuş vardı. İki kuş uçtu. Daldaki kuş sayısı kaç oldu?” Maymun hemen “Üç!” diye bağıracakmış. Fakat sonra dikkatlice düşünmüş. Uçan kuşların sesi diğer kuşları da korkutmuş olabilirdi. Biraz bekledikten sonra, “Aslında hiç kuş kalmamış olabilir.” demiş. O anda derenin üzerindeki köprü ortaya çıkmış.
Maymun şaşkınlıkla yoluna devam etmiş. Bu bulmacalar yalnızca sayıları bilmekle değil, dikkatli düşünmekle de ilgiliymiş. Sonunda büyük bir açıklığa ulaşmış. Açıklığın ortasında rengârenk meyvelerle dolu ağaçlar yükseliyormuş. Ancak son bir levha daha varmış. Levhada şöyle yazıyormuş: “Bilginin değeri nedir?”
Maymun bir süre sessizce düşünmüş. Sonra gülümsemiş ve “Bilginin değeri, doğru zamanda doğru şekilde kullanıldığında ortaya çıkar.” demiş. Levha parlamış ve önündeki yol tamamen açılmış.
Maymun meyveleri topladıktan sonra ormana geri dönmüş. Bütün hayvanlar onu sevinçle karşılamış. Tilki, “Meyveleri bulmayı nasıl başardın?” diye sormuş. Maymun, “Sadece sayıları bilmek yetmedi. Her soruyu dikkatle düşündüm ve acele etmedim.” demiş.

Yaşlı baykuş memnun bir şekilde gülümsemiş. “Gerçek bilgelik, öğrendiklerini aklınla birleştirmektir.” demiş. Hayvanlar hep birlikte meyveleri paylaşmış ve uzun süre mutlu yaşamışlar.
O günden sonra maymun, karşılaştığı sorunları hemen çözmeye çalışmak yerine önce düşünmeyi öğrenmiş. Ormandaki diğer hayvanlar da onun bu değişiminden örnek almış. Çünkü anlamışlar ki yalnızca hızlı olmak değil, dikkatli ve mantıklı düşünmek de başarıya giden yolun önemli bir parçasıdır.
Daha fazla eğitici hayvan masalı okumaya ne dersiniz? Öyleyse hemen tıklayın: Hayvan Masalları





