Bir varmış, bir yokmuş. Uçsuz bucaksız yemyeşil ormanın tam ortasında, berrak bir derenin kıyısında yaşayan sevimli kapibara Tarçın varmış. Tarçın, yeni şeyler keşfetmeyi, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve doğanın tadını çıkarmayı çok severmiş. Kayıp şapkasını bulduğu günden beri eşyalarına daha dikkat ediyor, yaptığı her işte önce düşünüp sonra hareket etmeye özen gösteriyormuş. Bir sabah gökyüzü masmavi, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorken aklına harika bir fikir gelmiş. “Bugün arkadaşlarımla piknik yapacağım. Hem eğleneceğiz hem de güzel bir gün geçireceğiz!” diyerek sevinçle hazırlıklara başlamış.
Tarçın, hasır sepetine taze meyveler, çıtır havuçlar, birkaç bambu filizi, fındıklar ve evde özenle hazırladığı küçük sandviçleri yerleştirmiş. Sarı hasır şapkasını başına takmış, mavi kurdelesini bağlamış ve neşeyle yola koyulmuş. Yolda karşılaştığı sincap Pırpır’a, tavşan Lili’ye, maymun Mino’ya ve kurbağa Zıpzıp’a seslenmiş. “Haydi arkadaşlar! Bugün dere kenarında piknik yapıyoruz.” demiş. Daveti duyan herkes büyük bir sevinçle hazırlıklarını tamamlayıp Tarçın’ın peşinden gitmiş.
Kısa süre sonra dere kenarına ulaşmışlar. Tarçın, geniş bir çimenliğe piknik örtüsünü sermek istemiş. Tam örtüyü yere bırakacağı sırada hafif bir rüzgâr esmiş. Örtü havalanıp Mino’nun başına dolanıvermiş. Mino ne olduğunu anlayamadan iki adım atınca kendini kocaman beyaz bir hayalet gibi hissetmiş. “İmdat! Ben görünmez oldum galiba!” diye bağırınca herkes kahkahalara boğulmuş. Tarçın gülmekten gözlerinden yaş gelerek örtüyü arkadaşının üzerinden dikkatlice kaldırmış. “Merak etme Mino. Sen hâlâ aynı şakacı maymunsun.” demiş.
Piknik sonunda başlamış. Herkes yiyeceklerini paylaşırken bu kez Pırpır, cevizini saklamak için küçük bir çukur kazmış. Ancak nereye gömdüğünü birkaç dakika sonra unutmuş. “Eyvah! Cevizim kayboldu.” diye telaşlanınca Tarçın gülümsemiş. Tam birlikte aramaya koyulacakları sırada küçük bir köstebek toprağın altından çıkmış. Ağzında ceviz değil, yuvarlak bir taş varmış. Taşı görünce Pırpır şaşkınlıkla, “Ben bunu gömmemiştim.” demiş. Herkes yeniden kahkahalarla gülmeye başlamış. Bir süre sonra ceviz, Pırpır’ın kuyruğuna sıkışmış hâlde bulununca sincap utangaç bir gülümsemeyle başını kaşımış.
Tam her şey yoluna girmiş derken Mino, meyve suyunu dikkatlice bardağına doldurmak istemiş. Fakat bardağı değil, ters duran şapkasını hedef almış. Meyve suyu şapkanın içine dolunca Tarçın şaşkınlıkla bakakalmış. Ardından hep birlikte gülmeye başlamışlar. Tarçın, “Sanırım bugün şapkam da piknik yapıyor.” deyince kahkahalar dere boyunca yankılanmış. Kurbağa Zıpzıp da eğlenmek için suya küçük bir taş atmış. Sıçrayan damlalar tam Tarçın’ın burnuna konunca Tarçın peş peşe iki kez hapşırmış. Güçlü hapşırığıyla birkaç hafif yaprak havalanınca kelebekler de onların peşine takılarak gökyüzünde rengârenk bir dans başlatmış.
Gülüp eğlenirken Lili sessizce çevresine bakmış. Piknik bittikten sonra yerde birkaç meyve kabuğu ve boş peçete kaldığını fark etmiş. “Arkadaşlar, doğa bize bugün çok güzel bir gün armağan etti. Onu temiz bırakmalıyız.” demiş. Tarçın hemen ayağa kalkmış. “Haklısın. Eğlenmek kadar çevremizi korumak da önemlidir.” diye karşılık vermiş. Bunun üzerine herkes el ele vererek bütün çöpleri toplamış, geri dönüştürülebilecekleri ayırmış ve piknik alanını ilk hâlinden bile daha temiz bırakmış.

Dönüş yolunda Tarçın, “Bugün en çok neye güldünüz?” diye sormuş. Pırpır, “Ben kendi kuyruğumdaki cevize.” demiş. Mino gülerek, “Ben de meyve suyu içen şapkaya.” diye cevap vermiş. Zıpzıp ise, “Bence en güzeli hep birlikte gülmemizdi.” demiş. Tarçın başını sallayarak, “Evet. Paylaşılan yemekler doyurur, paylaşılan kahkahalar ise dostluğu büyütür.” diye eklemiş. Arkadaşları bu güzel sözü çok beğenmiş.
O günden sonra ormanda ne zaman piknik yapılsa herkes Tarçın’ın komik pikniğini hatırlayıp gülümsermiş. Çünkü o gün kimse mükemmel olmaya çalışmamış; küçük aksiliklere birlikte gülmüş, paylaşmanın mutluluğunu yaşamış ve doğayı temiz bırakmanın gerçek bir dostluk görevi olduğunu öğrenmiş. Gökten üç yaprak düşmüş; biri paylaşanlara, biri doğayı sevenlere, diğeri de kahkahasıyla dostlarının kalbini ısıtan bütün çocuklara.





