Bir varmış, bir yokmuş. Çiçeklerle çevrili bir çayırda, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi çok seven küçük bir kirpi yaşarmış. Her sabah tavşanla sincabı bekler, geldiklerinde sevinçle yanlarına koşarmış. Fakat kirpinin söylemekte zorlandığı bir sözcük varmış: Hayır. İstemediği bir oyun önerildiğinde bile arkadaşları üzülmesin diye hemen başını sallarmış.
Bir sabah tavşan, çayırın ortasına gelip “Haydi, yakalamaca oynayalım!” demiş. Kirpi o sırada topladığı kozalaklarla bir kule yapmak istiyormuş. Yine de elindekileri ağacın dibine bırakmış. “Olur!” diyerek arkadaşlarının peşine takılmış. Birlikte koşmuş, saklanmış, gülüşmüşler. Bir süre sonra kirpi yorulmuş ve gölgede oturmak istemiş.
Tam bunu söyleyecekken sincap, “Şimdi de şu ağaca kadar yarışalım!” diye seslenmiş. Kirpi içinden dinlenmek istediğini geçirmiş ama ağzından yine “Olur!” sözü çıkmış. Yarış bitince tavşan bir yarış daha önermiş. Kirpi, arkadaşlarına yetişmeye çalışırken ağacın dibindeki kozalaklarına bakmış. Sabah yapmak istediği kuleye hâlâ başlayamamış.

Sonunda büyük meşenin gölgesine oturmuş. Oradan geçen kaplumbağa, kirpinin sessizliğini fark etmiş. “Biraz dalgın görünüyorsun. Aklında bir şey mi var?” diye sormuş. Kirpi, kozalaklardan birini avucunda çevirmiş. “Kule yapmak istiyorum. Biraz da dinlenmek istiyorum. Ama arkadaşlarım ne önerirse kabul ediyorum.” demiş.
Kaplumbağa yanına oturmuş. “Onlara ne istediğini söyledin mi?” diye sormuş. Kirpi başını iki yana sallamış. “Hayır dersem üzülebilirler.” demiş. Kaplumbağa bir an düşünmüş. “Söylemediğinde ne istediğini bilmeleri zor. Onları suçlamadan kendi isteğini anlatabilirsin.” diye karşılık vermiş. Sonra da kirpinin kozalaklarını toplamasına yardım etmiş.

Az sonra tavşanla sincap yeniden gelmişler. Tavşan, “Bir yarış daha yapıyoruz. Sen de gel!” demiş. Kirpi ayağa kalkacak olmuş, sonra durmuş. Derin bir nefes almış. “Hayır, şimdi yarışmak istemiyorum. Dinleneceğim.” demiş. Sesi biraz alçak çıkmış ama bu kez söylemek istediğini söyleyebilmiş.
Tavşanın kulakları hafifçe düşmüş. “Ama sen de olunca daha eğlenceli oluyor. Bir kez daha koşsan?” diye sormuş. Kirpi, arkadaşının üzülmesine dayanamayıp kabul edecek gibi olmuş. Sonra yorgunluğunu hatırlamış. “Birlikte oynamayı seviyorum. Yine de şimdi dinlenmek istiyorum.” demiş. Tavşan biraz beklemiş. “Peki, biz sincapla yarışalım.” diye karşılık vermiş.
Arkadaşları koşmaya gidince kirpi bir süre onları izlemiş. İçinde hâlâ küçük bir kaygı varmış. Acaba sonra yanına gelirler miymiş? Suluğundan su içmiş, gölgede dinlenmiş. Ardından kozalakları önüne çekip kulesini yapmaya başlamış. En geniş olanları alta yerleştirmiş. Kule yükseldikçe yüzünde bir gülümseme belirmiş.
Yarışları biten tavşanla sincap, meşenin yanına dönmüşler. Sincap, “Ne güzel bir kule! Yanına ben de küçüğünü yapabilir miyim?” diye sormuş. Kirpi sevinçle yer açmış. Tavşan ise çimenlere uzanmış. “Ben biraz dinleneceğim.” demiş. Kirpi, arkadaşını oyuna çağırmak üzereyken durmuş. “Tamam, istersen bizi izleyebilirsin.” diye karşılık vermiş.
Birlikte geçirdikleri gün böylece devam etmiş. Sincapla kirpi kuleler yaparken tavşan dinlenmiş, sonra kendi isteğiyle onlara katılmış. Tavşan, kirpiye dönüp “Sen hep kabul edince yarışmayı çok sevdiğini sanıyordum.” demiş. Kirpi gülümsemiş. “Bazen seviyorum. Bugünse kozalaklarla oynamak istedim.” diye açıklamış. Arkadaşları artık onun isteğini de öğrenmişler.

O günden sonra kirpi, bir oyuna katılmadan önce ne istediğini düşünmeye başlamış. İstediğinde sevinçle katılıyor, istemediğinde bunu sakin ve açık bir dille söylüyormuş. Arkadaşları da oyun seçerken birbirlerine daha çok danışır olmuşlar. Küçük kirpi anlamış ki dostluk, herkesin isteğine kulak verildiğinde daha güzelmiş.





