5-6 Yaş Masalları7-8 Yaş Masalları9-10 Yaş MasallarıUyku MasallarıUzun Masallar

İlk Süt Dişi Macerası

İlk düşen diş, unutulmaz bir peri macerasına dönüşür.

Deniz, altı yaşına bastığından beri aynada dişlerini sayan bir çocuktu. Her sabah aynanın karşısına geçer, ağzını ardına kadar açar ve bir, iki, üç diye sayarak annesine gülümserdi. Fakat o gün, kahvaltı sofrasında elmasını ısırırken tuhaf bir şey oldu. Ön dişlerinden biri, sanki bir kapı menteşesi gibi hafifçe oynadı.

Deniz, ağzındaki lokmayı çiğnemeyi unutup babasına döndü ve “Baba, dişim sallanıyor! Düşecek mi acaba?” diye sordu. Babası gülümseyerek başını salladı ve şöyle dedi: “Düşecek elbette. Bu, artık büyüdüğünün bir işareti. Yerine daha güçlüsü çıkacak.” Deniz bu haberi hem heyecanla hem de biraz endişeyle karşıladı, çünkü dişinin düşmesi ona film gibi geliyordu; üstelik kendi başrolündeydi.

Gün boyu dilini durmadan sallanan dişine götürdü. Okulda arkadaşı Ela’ya bu büyük haberi fısıldayarak anlattı. Ela, gözlerini kocaman açarak “Yaşasın! Demek diş perisiyle tanışacaksın!” dedi. Deniz şaşkınlıkla “Diş perisi de kim?” diye sordu. Ela, sırrını paylaşır gibi eğilip “Geceleri gelir, yastığının altındaki dişi alır ve yerine hediye bırakır.” diye açıkladı. Bu bilgi Deniz’in aklına bir kıvılcım gibi düştü ve o andan itibaren tek düşüncesi, dişinin bir an önce düşmesi oldu.

Akşam olduğunda dişi iyice gevşemişti. Yemek masasında köfteyi ısırdığı anda, minik diş ağzından fırlayıp tabağın kenarına düştü. Deniz önce şaşkınlıkla donakaldı, sonra sevinçle yerinden fırladı. “Düştü! Düştü! Dişim düştü!” diye bağırarak mutfakta küçük bir zafer turu attı. Annesi gülerek dişi bir mendile sardı ve “Aferin sana. Şimdi onu güzelce yastığının altına koyalım.” dedi.

O gece Deniz, dişini küçük bir kutuya yerleştirdi ve kutuyu özenle yastığının altına sakladı. Yatağına uzanırken gözleri tavana dikili, kulakları ise en ufak bir hışırtıyı yakalamaya hazır bekliyordu. Annesi odanın kapısını aralık bırakırken “Uyu bakalım, diş perisi utangaçtır; uyuyan çocukları sever.” diye şakalaştı. Deniz gülümsedi, ama içindeki merak bir türlü dinmek bilmiyordu.

Gece yarısına doğru, pencereden içeri usulca bir ışık süzüldü. Bu ışık, ateş böceği kadar küçük ama yıldız kadar parlaktı. Işığın içinden, omuzlarında ipek gibi parıldayan kanatlar ve başında küçük bir taçla minicik bir peri belirdi. Adı Zümrüt’tü ve dişleri toplamakla görevliydi. Zümrüt, odaya girer girmez burnunu kırıştırdı, çünkü bir terslik sezmişti.

Yastığın altına uzandığında dişi bulamayınca şaşkınlıkla etrafına bakındı. Meğer Deniz, uykusunda dönüp durmuş ve kutu yorganın arasına kaymıştı. Zümrüt, telaşla fısıldayarak “Aman aman, diş nereye kayboldu böyle?” dedi kendi kendine. Tam o sırada Deniz’in ayak parmağı kıpırdadı ve yorganın altından minik bir horultu duyuldu; peri bu horultudan ürkerek geriye sıçradı ve az kalsında lambanın üstüne konacaktı.

Zümrüt cesaretini toplayıp yorganın kıvrımları arasında aramaya devam etti. Sonunda kutuyu Deniz’in ayak ucunda buldu ve sevinçle “İşte buradaymış seni yaramaz diş!” diye mırıldandı. Kutuyu açtığında dişin pırıl pırıl parladığını görünce gülümsedi, çünkü Deniz o gece yatmadan önce dişlerini özenle fırçalamıştı. Zümrüt, bu özenin karşılığını vermek istercesine kutuya parlak bir madeni para ve minik, gökkuşağı renginde bir taş bıraktı.

Tam giderken, Deniz uyanıverdi. Gözlerini araladığında, odasında dolaşan ışıltılı bir gölge gördü ve şaşkınlıkla doğrulup “Sen… sen gerçekten varmışsın!” diye fısıldadı. Zümrüt, yakalanmanın verdiği telaşla havada bir tur attı ve gülümseyerek “Evet, gerçekten varım. Ama beni gören çocuklar genelde uyur, çünkü ben gölge kadar sessiz uçarım.” dedi. Deniz, heyecanla yatağında doğrulup “Peki dişlerimi nereye götürüyorsun?” diye merakla sordu.

Zümrüt, kanatlarını hafifçe çırparak anlattı: “Dişleri, gökyüzündeki Yıldız Sarayı’na götürürüz. Orada her diş, küçük bir yıldıza dönüşür ve geceleri gökyüzünde parlar.” Deniz, gözlerini kocaman açarak yukarı, pencereden görünen gökyüzüne baktı ve “Yani benim dişim de mi yıldız olacak?” diye sordu. Peri başını sallayarak “Elbette, hem de en parlaklarından biri olacak; çünkü onu çok iyi korumuşsun.” dedi.

Deniz bu düşünceyle gurur doldu içi. Zümrüt’e teşekkür etmek istedi, ama peri zaten kanatlarını çırpmaya başlamıştı bile. Gitmeden önce Deniz’e dönüp “Diş fırçalamaya devam et, böylece bir dahaki sefere sana daha da güzel bir hediye getiririm.” dedi ve pencereden süzülen ışıkla birlikte gözden kayboldu.

Deniz, diş perisinin hediyesini ailesine gösteriyor

Sabah olduğunda Deniz, yastığının altındaki kutuyu açtığında parlak parayı ve gökkuşağı taşını görünce sevinçten yerinde duramadı. Mutfağa koşarak anne ve babasına her şeyi bir bir anlattı; horultudan ürken periyi, yorganın arasında kaybolan dişi ve Yıldız Sarayı’nı. Annesi gülümseyerek onu dinlerken, babası şöyle dedi: “Demek ki artık gökyüzünde senin de bir yıldızın var.” Deniz, o günden sonra her gece dişlerini büyük bir keyifle fırçaladı, çünkü artık biliyordu ki her küçük diş, karanlık gökyüzünde parlayan yeni bir ışığa dönüşüyordu.

Masal Perisi

Masal Perisi, çocuklar için eğitici ve özgün içerikler üreten bir masal yazarıdır. Çocukların gelişim süreçlerini destekleyen, etik değerleri aşılayan ve hayal gücünü besleyen masallarıyla, ebeveynlere güvenilir ve kaliteli bir okuma kaynağı sunar.

İlgili Masallar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olun!