Baharın en güzel günlerinden biriydi. Güneş, ormanın kıyısındaki çayırı ısıtıyor; papatyalar, gelincikler ve mor menekşeler hafif rüzgârla sallanıyordu. Renk renk kelebekler çiçekten çiçeğe uçuyor, arılar durmadan çalışıyordu. Genç bir kelebek de kanatlarının güzelliğini göstermek istercesine çayırın üzerinde dönüp duruyordu. Kendisiyle öylesine gurur duyuyordu ki yerde yürüyen küçük canlılara neredeyse hiç dikkat etmiyordu.
Bir süre sonra kelebek, geniş bir yaprağın üzerinde ağır ağır ilerleyen bir tırtıl gördü. Tırtıl, yaprağın öteki ucundaki taze filizlere ulaşmaya çalışıyordu. Kelebek onun çevresinde birkaç kez uçtu ve gülerek, “Bu hızla gidersen akşama kadar şu yaprağın sonuna bile varamazsın!” dedi. Tırtıl durdu, başını kaldırdı ve sakince, “Benim yolum böyle. Yavaş ilerliyorum ama her gün biraz daha büyüyorum.” diye karşılık verdi. Kelebek bu sözleri önemsemedi. “Ben olsam senin gibi sürünmekten çok sıkılırdım. Bak, bir çiçekten ötekine hemen uçabiliyorum!” dedi.
Bu konuşmayı yakındaki bir ağacın dalında dinlenen yaşlı bir kelebek duymuştu. Kanatlarını açarak genç kelebeğin yanına geldi. “Kanatların gerçekten güzel. Fakat güzellik, başkasını küçümsemek için verilmez.” dedi. Genç kelebek şaşırdı. “Ama tırtıl çok yavaş! Ben onun gibi hiç olmadım ki.” diye karşı çıktı. Yaşlı kelebek bir süre sustu, sonra tırtılı göstererek, “Öyle mi? Sen dünyaya kanatlarınla mı geldin?” diye sordu.
Genç kelebek cevap veremedi. Yaşlı kelebek, “Bir zamanlar sen de bir tırtıldın. Yaprakların üzerinde ağır ağır ilerledin. Sonra bir kozanın içinde günlerce bekledin. Sabrettin, değiştin ve sonunda kanatlarına kavuştun. Şimdi küçümsediğin tırtıl da kendi yolunda ilerliyor.” dedi. Genç kelebek geçmişini düşününce utandı. Kanatlarına bakarken onların yalnızca güzelliğini değil, ardında geçen uzun zamanı da ilk kez hatırladı.
Ertesi gün kelebek yine aynı yaprağın yanına geldi. Tırtılın bir önceki günden biraz daha ilerlediğini gördü. Bu kez onunla alay etmek yerine yanına kondu. “Dün söylediklerim için özür dilerim. Herkesin gelişmek için farklı bir zamana ihtiyacı olduğunu unutmuşum.” dedi. Tırtıl gülümsedi. “Ben de bir gün değişeceğim. Belki o zaman senin kadar hızlı uçarım ama bugün yapmam gereken şey sabırla ilerlemek.” dedi.

Kelebek o günden sonra çayırda yavaş yürüyen hiçbir canlıyla alay etmedi. Hatta genç tırtılların yanından geçerken onlara cesaret veren sözler söyledi. Çünkü artık biliyordu ki birinin bugün yapamadığı bir şey, yarın da yapamayacağı anlamına gelmez. Her canlı kendi zamanında büyür, değişir ve yolunu bulur.





