Bir varmış, bir yokmuş. Uzak olmayan, yemyeşil tepelerin ardındaki küçük bir kasabada Mırmır adında meraklı bir kedi yaşarmış. Mırmır’ın en sevdiği şey, geceleri pencerenin önüne oturup gökyüzünü seyretmekmiş. Yıldızlar birer birer parladığında gözlerini kocaman açar, en çok da gökyüzünün ortasında duran Ay’a bakarmış.
Mırmır her gece kendi kendine, “Bir gün mutlaka Ay’a gideceğim.” dermiş.
Kasabadaki hayvanlar onun bu sözünü duydukça gülümsermiş. Serçe, “Ay çok uzakta. Kanatlarım var ama ben bile oraya uçamam.” dermiş. Kaplumbağa ise ağır ağır başını kaldırıp, “Büyük hayaller güzeldir ama büyük hayaller için sabır gerekir.” diye öğüt verirmiş.
Mırmır ise vazgeçmeye hiç niyetli değilmiş.
Bir gece bahçedeki en yüksek ağaca tırmanmış. Dalların ucuna kadar çıkıp Ay’a doğru uzanmış. Ön patilerini havaya kaldırarak, “Biraz daha yaklaşsam seni yakalayacağım!” demiş.
Fakat Ay hâlâ çok uzaktaymış.
Ertesi gün Mırmır başka bir yol düşünmüş. Bahçede bulduğu tahta kutuları üst üste koymuş. Kutular yükseldikçe sevinmiş. En üstteki kutuya çıkıp gökyüzüne bakmış. “Şimdi daha yakınım!” diye bağırmış.
Tam o sırada kutular sallanmaya başlamış. Mırmır dengesini kaybedip yumuşak otların üzerine düşmüş. Canı yanmamış ama yaptığı kulenin Ay’a ulaşamayacağını anlamış.
Bir sonraki gece uzun kulaklı tavşanın yanına gitmiş. “Sen çok yükseğe zıplayabiliyorsun. Bana Ay’a nasıl ulaşacağımı öğretir misin?” diye sormuş.
Tavşan birkaç kez zıpladıktan sonra, “Yükseğe zıplamak işe yarar ama Ay’a ulaşmak için bundan fazlası gerekir.” demiş.
Mırmır bu kez düşünmeye başlamış. Sadece istemenin yetmediğini yavaş yavaş fark ediyormuş.
Kasabanın kenarında yaşayan yaşlı baykuş, Mırmır’ın çabasını uzun zamandır izliyormuş. Bir akşam onu yanına çağırmış. “Ay’a gitmek istiyorsun, öyle mi?” diye sormuş.
Mırmır heyecanla, “Evet! Ama ne yaptıysam başaramadım.” demiş.
Baykuş kanatlarını toparlayıp, “Hayal kurmak yolculuğun başlangıcıdır. Fakat bir hayali gerçekleştirmek için öğrenmek, çalışmak ve sabretmek gerekir.” diye cevap vermiş.
Mırmır merakla, “Peki ne öğrenmeliyim?” diye sormuş.
Baykuş gökyüzünü göstererek, “Önce Ay’ın nerede olduğunu, gökyüzünün nasıl işlediğini ve insanların uzak yerlere nasıl gidebildiğini öğren.” demiş.
O günden sonra Mırmır’ın hayatı değişmiş. Artık yalnızca pencereden Ay’a bakmıyormuş. Kasabanın okulunun penceresinden çocukların derslerini dinliyor, gökyüzüyle ilgili kitapların resimlerine bakıyor ve yaşlı baykuşa sürekli sorular soruyormuş.
“Yıldızlar neden parlar?”, “Ay neden bazen ince, bazen yuvarlak görünür?”, “Gökyüzüne çıkan araçlar nasıl çalışır?” gibi pek çok soru soruyormuş.
Günler geçmiş, haftalar geçmiş. Mırmır öğrendikçe hayalinin sandığından daha zor olduğunu anlamış. Fakat bu onu üzmek yerine daha çok çalışmaya yöneltmiş.
Bir gün tahta parçaları, kartonlar ve yuvarlak kapaklarla küçük bir roket modeli yapmış. Roketin üzerine büyük harflerle “MIR-MIR 1” yazmış.

Serçe gelip modele bakmış. “Bu gerçekten Ay’a gidecek mi?” diye sormuş.
Mırmır gülümsemiş. “Hayır. Bu yalnızca ilk denemem. Ama her büyük yolculuk küçük bir adımla başlar.” demiş.
Yaşlı baykuş bu sözleri duyunca memnuniyetle başını sallamış.
Aradan uzun zaman geçmiş. Mırmır artık gökyüzüne bakarken yalnızca hayal kurmuyormuş. Öğreniyor, deniyor, hata yapıyor ve yeniden başlıyormuş. Ay hâlâ gökyüzünde çok uzaktaymış ama Mırmır artık ona eskisinden daha yakın hissediyormuş.
Bir gece pencerenin önüne oturup Ay’a bakmış ve usulca, “Belki bugün sana ulaşamadım. Belki yarın da ulaşamayacağım. Ama çalışmaya devam edersem bir gün ne kadar uzağa gidebileceğimi kim bilebilir?” demiş.
O anda yaşlı baykuş yakındaki daldan seslenmiş. “İşte şimdi hayal kurmayı öğrendin.”
Mırmır şaşkınlıkla, “Ben zaten hep hayal kuruyordum.” demiş.
Baykuş gülümsemiş. “Eskiden yalnızca istiyordun. Şimdi ise hayalin için emek veriyorsun.” diye cevap vermiş.
Mırmır o gece Ay’a uzun uzun bakmış. Artık onun için Ay yalnızca ulaşılması gereken parlak bir yuvarlak değilmiş. Aynı zamanda sabrı, öğrenmeyi ve azmi hatırlatan bir hedefmiş.
O günden sonra kasabadaki yavru hayvanlar büyük bir hayal kurduklarında Mırmır’ın yanına gelirmiş. Mırmır da onlara hep aynı şeyi söylermiş: “Hayal kurmaktan korkmayın. Ama hayalinizin size gelmesini beklemeyin. Ona doğru yürümeye başlayın.”
Böylece Mırmır, Ay’a ulaşıp ulaşamayacağını henüz bilmese de çok daha önemli bir şeyi öğrenmiş. Çünkü hayaller insana yön gösterir, emek ise o yolda ilerlemesini sağlarmış.





