3-4 Yaş Masalları5-6 Yaş Masalları7-8 Yaş MasallarıHayvan MasallarıUyku MasallarıUzun Masallar

Gölgem Benden Büyük

Küçük bir kirpi, gerçek büyüklüğün sırrını keşfediyor.

Ormanın kenarında, böğürtlen çalılarının arasına kurulmuş küçük bir yuvada yaşayan bir kirpi vardı. Adı Pıtı’ydı. Pıtı’nın sivri dikenleri henüz tam sertleşmemişti. Ayakları küçücük, burnu yuvarlacıktı. Ne kadar uğraşsa da diğer hayvanlar onu pek güçlü bulmazdı.

Tavşanlar onun yanından hızla koşarak geçer, geyikler uzun bacaklarıyla gölgeler gibi süzülür, sincaplar en yüksek dallara birkaç sıçrayışta ulaşırdı. Pıtı ise kısa bacaklarıyla ağır ağır yürür, dikenleri yüzünden bazen kendi yuvasına bile takılırdı.

Bir gün dere kenarında oynayan hayvanların yanına gitmişti. Tavşan Zıpzıp büyük bir ağacın üzerinden atlayınca herkes alkışlamıştı. Sincap Fındık ince dalların üstünde dengede yürüyünce kuşlar cıvıldamıştı.

Pıtı da dikkat çekmek istedi.

“Ben de çok güçlüyüm!” dedi.

Hayvanlar ona baktı.

“Gerçekten mi?” diye sordu küçük fare.

Pıtı göğsünü kabarttı.

“Elbette! Hem çok cesurumdur.”

Tam o sırada kuru bir yaprak burnuna yapıştı. Pıtı korkuyla sıçrayıp yuvarlandı. Tavşanlar kahkahalarla gülmeye başladı. Pıtı’nın kulakları utançtan kızardı. Hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaştı.

O akşam güneş yavaş yavaş batarken ormanda altın renkli bir ışık dolaşıyordu. Ağaçların gövdeleri uzuyor, yaprakların gölgeleri toprağa seriliyordu. Pıtı yavaş adımlarla yürürken yerde garip bir şey fark etti.

Önünde kocaman bir kirpi vardı.

Pıtı korkuyla geri sıçradı. Ama büyük kirpi de geri sıçradı.

Bir adım attı. Büyük kirpi de attı.

Sonra anladı.

Bu, kendi gölgesiydi.

Ama ne gölgeydi! Neredeyse bir ayı kadar büyük görünüyordu. Uzun dikenleri dev mızraklar gibi toprağa uzanıyordu.

Pıtı’nın gözleri parladı.

“Ben… ben aslında çok büyükmüşüm!” dedi kendi kendine.

Biraz daha yürüdü. Gölgesi daha da uzadı. O anda içinde garip bir sıcaklık yayıldı. Sabahki utancı kaybolmuştu.

“Demek herkes beni yanlış tanıyor,” diye düşündü. “Ben sıradan bir kirpi değilim.”

Hemen dere kenarına geri döndü.

Hayvanlar hâlâ oyun oynuyordu. Gün batımının kızıllığı her yeri boyamıştı. Pıtı yüksekçe bir kayanın üstüne çıktı.

“Herkes beni dinlesin!” diye bağırdı.

Hayvanlar şaşkınlıkla döndü.

“Artık bu ormanın en güçlü hayvanı benim!”

Tavşan Zıpzıp kahkaha attı.

“Sen mi?”

Pıtı arkasını dönüp yere düşen dev gölgesini gösterdi.

Hayvanların gözleri büyüdü.

Gerçekten de gölge korkutucu görünüyordu.

Fare ürkerek geri çekildi.

“Vay canına…”

Pıtı daha da cesaretlendi.

“Bundan sonra herkes bana saygıyla davranacak!”

Sincap Fındık dalların arasından baktı.

“Biraz… büyük görünüyorsun gerçekten.”

Pıtı burnunu havaya kaldırdı.

“Biraz değil. Çok büyüğüm!”

O günden sonra gün batımını dört gözle beklemeye başladı. Güneş alçaldığında gölgesi büyüyor, o da kendini dev gibi hissediyordu. Küçük hayvanlara emirler veriyor, yüksek sesle konuşuyor, herkesi korkutmaya çalışıyordu.

“Şu fındıkları bana getir!”

“Yolu açın!”

“Ben geçeceğim!”

Başta hayvanlar onunla eğleniyordu ama zamanla rahatsız olmaya başladılar. Çünkü Pıtı değişmişti. Eskiden utangaç ve nazik olan kirpi gitmiş, yerine kibirli biri gelmişti.

En çok da yaşlı kaplumbağa Duru üzülüyordu.

Bir akşam Pıtı’yı dere kenarında dururken gördü. Arkasındaki gölge yine upuzundu.

“Gölgen bugün de pek büyükmüş,” dedi Duru sakin bir sesle.

Pıtı gururla başını salladı.

“Çünkü ben büyüğüm.”

Duru hafifçe gülümsedi.

“Bazen bazı şeyler olduklarından farklı görünür.”

Pıtı hemen kaşlarını çattı.

“Sen bana inanmıyorsun!”

“İnanmak başka, görmek başka,” dedi kaplumbağa.

Ama Pıtı dinlemedi.

O gece ormanda sert bir rüzgâr başladı. Bulutlar gökyüzünü kapladı. Ağaçlar sallanıyor, dallar çatırdıyordu. Hayvanlar yuvalarına çekildi.

Pıtı ise kendi kendine konuşuyordu.

“Ben güçlüyüm. Kimseden korkmam.”

Ertesi gün hava hâlâ kapalıydı. Güneş görünmüyordu. Bu yüzden yerde neredeyse hiç gölge yoktu.

Pıtı bunu fark edince huzursuzlandı.

Ormanda yürürken tavşanlarla karşılaştı.

“Çekilin önümden!” dedi alışkanlıkla.

Ama bu kez tavşanlar korkmadı.

Çünkü yerde kocaman bir gölge yoktu.

Zıpzıp gülümseyerek yaklaştı.

“Bugün neden küçücüksün?”

Pıtı’nın içi sıkıştı.

“Ben hâlâ güçlüyüm!”

Tam o sırada çalıların arasından hırlama sesi geldi.

Bir tilkiydi.

Aç görünüyordu.

Hayvanlar korkuyla kaçıştı. Tavşanlar sıçradı, kuşlar havalandı, sincaplar ağaçlara tırmandı.

Pıtı olduğu yerde kaldı.

Kalbi deli gibi atıyordu.

Normalde böyle anlarda dev gölgesine güvenirdi. Ama şimdi yerde yalnızca küçük, titrek bir kirpi gölgesi vardı.

Tilki ağır adımlarla yaklaştı.

“Burada ne bulduk bakalım…” dedi.

Pıtı geri çekildi. Dizleri titriyordu.

“Ben… ben çok güçlüyüm,” dedi ama sesi incecikti.

Tilki alayla güldü.

“Hiç de öyle görünmüyorsun.”

Pıtı ilk kez gerçekten korktu. Çünkü şimdi anlıyordu: Onu güçlü yapan şey kendisi değildi. Sadece ışığın oyunu olmuştu.

Tam tilki yaklaşırken yaşlı kaplumbağa Duru ortaya çıktı.

“Dur,” dedi sakin ama kararlı bir sesle.

Tilki kaşlarını kaldırdı.

“Sen mi beni durduracaksın?”

Duru geri çekilmedi.

“Bu ormanda herkes birbirini korur.”

O sırada dallardan sincaplar ceviz fırlattı. Kuşlar alçaktan uçup tilkinin dikkatini dağıttı. Tavşanlar ayaklarıyla toprağı savurarak gürültü çıkardı.

Tilki bir an şaşırdı. Sonra homurdanarak uzaklaştı.

Orman yeniden sessizleştiğinde Pıtı olduğu yere çöktü.

Utanç içindeydi.

“Ben…” dedi yavaşça. “Ben aslında hiç güçlü değilmişim.”

Duru yanına geldi.

“Hayır,” dedi. “Sen güçsüz değilsin.”

Pıtı şaşkınlıkla baktı.

“Ama korktum.”

“Korkmak kötü değildir,” dedi yaşlı kaplumbağa. “Gerçek cesaret korkunca da doğru davranabilmektir.”

Pıtı başını eğdi.

“Ben sadece gölgeme güvenmişim.”

Duru gülümsedi.

“Gölge bazen büyür, bazen küçülür. Ama insanın gerçek büyüklüğü davranışlarında saklıdır.”

O gün Pıtı uzun süre düşündü.

Sonra tek tek hayvanların yanına gidip özür diledi.

Tavşanlara…

Sincaplara…

Fareye…

Hepsi onu affetti. Çünkü aslında kötü biri olmadığını biliyorlardı.

Kirpi ve arkadaşları gün batımında mutlu duruyor.
Pıtı, gerçek büyüklüğün kalpte olduğunu öğreniyor.

Günler geçti. Pıtı artık gün batımlarında yere düşen büyük gölgesine bakıp böbürlenmiyordu. Yine gölgesi uzuyordu elbette. Ama o artık bunun sadece güneşin bir oyunu olduğunu biliyordu.

Bir akşam küçük fare yanına geldi.

“Bak!” dedi heyecanla. “Benim gölgem de büyümüş!”

Pıtı gülümsedi.

“Evet,” dedi. “Ama unutma gölgeler büyüyebilir. Önemli olan kalbinin nasıl olduğudur.”

Küçük fare bunu tam anlayamadı ama başını salladı.

Gökyüzünde güneş yavaşça kaybolurken ormanın üstüne uzun gölgeler düştü. Pıtı sessizce yürümeye devam etti. Artık kendini dev sanmıyordu.

Ama belki de ilk kez gerçekten büyümeye başlamıştı.

Masal Perisi

Masal Perisi, çocuklar için eğitici ve özgün içerikler üreten bir masal yazarıdır. Çocukların gelişim süreçlerini destekleyen, etik değerleri aşılayan ve hayal gücünü besleyen masallarıyla, ebeveynlere güvenilir ve kaliteli bir okuma kaynağı sunar.

İlgili Masallar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olun!