Bir zamanlar, küçük ve meraklı bir çocuk vardı; adı Eren’di. Eren’in en sevdiği şey, her gece uyumadan önce hayaller kurmaktı. Bir gece yatağına uzandığında gözlerini kapattı ve kalbinin derinliklerinde bir kapının açıldığını hissetti. O gece ilk kez “Rüya Ülkesi”ne gittiğini fark etti. “Burası neresi?” diye fısıldadı.
Eren kendini rengârenk ağaçların ve uçan balıkların olduğu tuhaf bir ormanda buldu. Ağaçlar konuşuyor, çiçekler şarkı söylüyordu. Bir ağaç ona doğru eğildi ve “Hoş geldin küçük gezgin!” dedi. Eren şaşkınlıkla etrafına bakarak “Gerçekten konuşuyor musun?” diye sordu. Ağaç gülümseyerek “Burası rüyaların dünyası, burada her şey mümkün!” diye cevap verdi.
Ertesi gece Eren yine aynı kapıyı buldu ve bu kez kendini bulutlardan yapılmış bir şehirde buldu. İnsanlar bulutların üstünde zıplıyor, gökyüzünde kayarak eğleniyordu. Küçük bir kız yanına gelip “Benimle uçmak ister misin?” diye sordu. Eren biraz korktu ama “Evet, denemek istiyorum!” dedi. Birlikte gökyüzünde süzülürken Eren kendini çok özgür hissetti.
Başka bir gece Eren, derin bir okyanusun altına gitti ve konuşan balıklarla tanıştı. Bir kaplumbağa ona doğru yüzerek “Cesur olursan her yeri keşfedebilirsin!” dedi. Eren “Ama bazen korkuyorum.” diye cevap verdi. Kaplumbağa gülümseyerek “Korku seni durdurmak için değil, dikkatli olman için vardır.” dedi. Bu söz Eren’in aklında kaldı.
Her gece farklı bir dünyaya giden Eren, zamanla daha cesur ve daha meraklı oldu. Artık yeni yerler görmekten korkmuyor, aksine heyecan duyuyordu. Bir gece Rüya Ülkesi’ndeki kapı yavaşça kapanırken bir ses duydu: “Gerçek dünyada da öğrendiklerini unutma!” Eren gözlerini açtığında kendi odasındaydı ama içi umutla doluydu. “Ben de gerçek dünyada keşfedebilirim!” dedi.

O günden sonra Eren, sadece rüyalarında değil, gerçek hayatta da yeni şeyler öğrenmeye başladı. Yeni arkadaşlar edindi, kitaplar okudu ve sorular sormaktan hiç vazgeçmedi. Rüya Ülkesi ona hayal kurmanın ve cesur olmanın ne kadar önemli olduğunu öğretmişti. Artık her gece uyurken gülümseyerek gözlerini kapatıyordu. Çünkü biliyordu ki hem rüyalarında hem de gerçek hayatta keşfedecek çok şey vardı.
Bu masalın öğrettiği şey şudur: Hayal kurmak ve merak etmek bizi geliştirir, korkularımız ise doğru kullanıldığında bize yol gösterir.





