Bir varmış, bir yokmuş; yüksek tepelerin ardında, güler yüzlü insanların yaşadığı küçük bir kasaba varmış. Bu kasabanın yakınındaki eski çınar ağacında, Mırmır adında saf bir cin yaşarmış. Mırmır iyi kalpliymiş ama duyduklarını sık sık yanlış anlarmış. Bu yüzden yardım etmek isterken ortalığı biraz karıştırırmış.
Bir gün kasabanın en neşeli çocuğu Elif, çınar ağacının altında oturup iç geçirmiş. “Keşke öyle çok param olsa ki herkese oyuncak alabilsem!” demiş. Mırmır bunu duyunca hemen ortaya çıkmış ve “Dileğin benden sorulur!” diye sevinçle bağırmış. Elif daha ne olduğunu anlayamadan gökten madeni paralar yerine kocaman tencereler yağmaya başlamış.
Kasabalılar şaşkınlık içinde sağa sola kaçışmış. Elif, başını tutup “Ben para dedim, tencere değil!” diye seslenmiş. Mırmır kulaklarını kaşımış ve “Aman efendim, ben de öyle duydum sanmıştım!” demiş. Herkes önce şaşırmış, sonra yere saçılan tencereleri görünce gülmeye başlamış.
Ertesi gün fırıncı Hasan Usta, dükkânın önünde söyleniyormuş. “Bugün işler öyle açılsın ki ekmeklerim kapış kapış gitsin!” demiş. Mırmır yine sözleri yarım yamalak anlayınca bu kez bütün ekmeklere minicik ayaklar vermiş. Ekmekler raflardan atlayıp sokak boyunca koşmaya başlayınca Hasan Usta, unlu önlüğüyle peşlerinden nefes nefese koşmuş.
Kasabanın çocukları koşan ekmekleri görünce kahkahadan kırılmış. Hasan Usta, “Ben satılsın dedim, kaçsın demedim!” diye bağırmış. Mırmır üzgün bir yüzle “Ben de yardımcı oluyorum sanmıştım.” demiş. O sırada Elif, cinin gerçekten kötü niyetli olmadığını anlamış ve ona sabırla yardım etmeye karar vermiş.
Elif, çınar ağacının altına bir masa kurmuş ve Mırmır’ı yanına çağırmış. “Bak Mırmır, bir dileği yerine getirmeden önce iyice sormalısın.” demiş. Mırmır merakla başını eğip “Yani önce tam olarak ne istendiğini anlayacağım, öyle mi?” diye sormuş. Elif gülümseyip “Evet, hem de acele etmeden.” demiş.
Bir süre sonra yaşlı Ayşe Nine gelmiş. “Bahçemdeki çiçekler biraz canlansın istiyorum.” demiş. Mırmır bu kez hemen büyü yapmamış ve “Çiçekler büyüsün mü, renkleri çoğalsın mı, yoksa daha çok açsın mı?” diye tek tek sormuş. Ayşe Nine memnuniyetle “Daha çok açsın ve güzel koksunlar.” deyince Mırmır dikkatle sihrini kullanmış.
O anda Ayşe Nine’nin bahçesi rengârenk çiçeklerle dolmuş. Çiçekler ne havaya uçmuş ne de konuşmaya başlamış. Her şey tam istenildiği gibi olmuş. Kasabalılar bunu görünce Mırmır’ı alkışlamış, Mırmır da sevinçten havada küçük taklalar atmış.
Akşam olunca Elif ile Mırmır çınar ağacının altında yan yana oturmuş. Mırmır, “Demek ki iyilik yapmak yetmiyor, önce doğru anlamak da gerekiyor.” demiş. Elif başını sallayıp “Evet, güzel bir söz bile yanlış anlaşılınca karışıklık çıkabilir.” demiş. O günden sonra Mırmır, her dileği dikkatle dinlemiş ve kasabanın en sevilen cini olmuş.
Daha fazla komik masal okumak için hemen tıklayın: Komik Masallar





