Uzak diyarlarda, tepeleri papatyalarla, yolları küçük taşlarla süslü bir ülkede Minik Gezgin adında meraklı bir çocuk yaşardı. Minik Gezgin, sırt çantasını omzuna takıp yeni yollar keşfetmeyi çok severdi. Çantasının en değerli eşyası ise dedesinin armağan ettiği küçük pusulaydı. Dedesinin ona söylediği bir söz vardı: “Yolunu bilmek güzeldir ama yolunu nasıl bulduğunu anlamak daha güzeldir.” Minik Gezgin bu sözü her yolculuğunda hatırlardı.
Bir sabah Minik Gezgin, ormanın öte yanındaki Gümüş Çayır’a gitmek için yola çıktı. Bir süre sonra yol ikiye ayrıldı. Çantasından pusulasını çıkarıp baktı. Fakat pusulanın ibresi kuzeyi göstermek yerine doğuya dönmüştü. Minik Gezgin şaşkınlıkla başını kaldırdı. Güneşe, ağaçların gölgelerine ve patikanın taşlarına baktı. Sonra pusulayı biraz ileride yeniden denedi. İbre yine başka bir yönü gösterdi. “Ne garip! Acaba ormanda yönler mi değişti?” diye düşündü.
Tam o sırada yaşlı Kaplumbağa, ağır ağır çalılıkların arasından çıktı. Minik Gezgin ona gördüklerini anlattı. Kaplumbağa gülümsedi. “Bir şey beklediğimiz gibi davranmıyorsa hemen şaşırmak yerine ona soru sormak gerekir.” Minik Gezgin pusulayı avucunda çevirdi. “Peki, neyi araştırmalıyım?” diye sordu. Kaplumbağa, “Önce pusulayı etkileyebilecek başka bir şey var mı, ona bak.” dedi.
Minik Gezgin çantasını yere koyup eşyalarını tek tek çıkardı. Defter, kalem, su matarası, ip ve küçük bir dürbün… Derken eline kırmızı kaplı minicik bir oyuncak at arabası geçti. At arabasının altında, dün eski bir değirmenciden aldığı küçük bir mıknatıs vardı. Minik Gezgin mıknatısı pusulaya yaklaştırınca ibrenin hemen yön değiştirdiğini gördü. Mıknatısı uzaklaştırınca ibre yeniden kuzeye döndü. “Demek pusulam bozulmamış!” diye sevinçle bağırdı. “Onu şaşırtan şey mıknatısmış!”

Kaplumbağa başını salladı. “Gördün mü? İlk bakışta gizemli görünen bir olayın bir nedeni olabilir. Nedeni bulmak için dikkat etmek ve denemek gerekir.” Minik Gezgin bu kez küçük bir deney yapmaya karar verdi. Mıknatısı pusuladan uzaklaştırdı, pusulanın yönünü kontrol etti, sonra mıknatısı farklı uzaklıklarda tutarak ibrenin nasıl davrandığına baktı. Her denemesinde gördüklerini defterine yazdı. Böylece yalnızca doğru yönü değil, doğru soruyu aramanın da ne kadar eğlenceli olduğunu keşfetti.
Mıknatısı çantasının pusuladan uzak bir gözüne koyduktan sonra yoluna devam etti. Gümüş Çayır’a vardığında çiçeklerin arasına oturup defterine son bir not düştü: “Bugün pusulam şaşmadı; benim düşüncelerim değişti.” Eve döndüğünde dedesine olanları anlattı. Dedesi gülümseyerek pusulaya baktı ve “İşte gerçek bir gezgin, yalnızca yeni yerler değil, yeni cevaplar da keşfeder.” dedi.

O günden sonra Minik Gezgin ne zaman beklenmedik bir şeyle karşılaşsa hemen bir sonuca atlamadı. Önce baktı, sonra sordu, ardından araştırdı. Çünkü artık biliyordu ki merak, insanın önüne yalnızca sorular değil, keşfedilecek yepyeni yollar da çıkarırdı.





