11+ Yaş Masalları5-6 Yaş Masalları7-8 Yaş Masalları9-10 Yaş MasallarıHayvan MasallarıKlasik MasallarKomik MasallarUyku MasallarıUzun Masallar

Bremen Mızıkacıları

Dört dost, umutla yeni bir yuva ve hayat kurar.

Bir zamanlar, bir adamın çok sevdiği ama artık iyice yaşlanmış bir eşeği varmış. Bu iyi kalpli ve çalışkan eşek, uzun yıllar boyunca sahibinin çuvallarını, torbalarını ve türlü yüklerini sabırla taşımış; onları değirmene kadar götürmüş, üzerine düşeni hiç yakınmadan yapmış. Sabahın erken saatlerinde yola çıkar, akşamın alacakaranlığına dek iş başında olurmuş. Ne var ki yıllar geçtikçe sırtı eskisi kadar güçlü kalmamış, adımları yavaşlamış, nefesi de çabuk tükenir olmuş. Ağır yükleri taşımakta zorlanmaya başlayınca sahibi onun artık eskisi kadar işe yaramadığını düşünmeye başlamış. İçten içe, yaşlı eşeği beslemenin gereksiz olduğunu söylüyor, bunu belli etmese de tavırlarından hissettiriyormuş. Eşek, sahibinin bu düşüncelerini sezmiş; artık orada kalırsa mutlu olamayacağını anlamış. Kendi kendine, “Demek ki benim için yeni bir yol açılıyor. Öyleyse bunu üzülerek değil, umutla karşılamalıyım.” diye düşünmüş. Sonunda cesaretini toplamış, eski hayatına sessizce veda etmiş ve Bremen’e doğru yola koyulmuş. Aklında güzel bir hayal varmış: Belki orada kent çalgıcısı olur, sesi ve neşesiyle kendine yepyeni bir hayat kurarmış.

Eşek, Bremen yolunda ağır ama kararlı adımlarla ilerlemeye başlamış. Yol uzunmuş; tepeler aşılmış, patikalar geçilmiş, küçük dereler atlanmış. Kimi yerde kuş sesleri duyuluyor, kimi yerde rüzgâr yaprakları hışırdatıyormuş. Derken yolun bir kenarında soluk soluğa kalmış yaşlı bir av köpeği görmüş. Köpeğin dili dışarı sarkmış, göğsü hızlı hızlı inip kalkıyormuş. Hâli o kadar yorgun görünüyormuş ki eşek onun uzun zamandır rahat etmediğini hemen anlamış. Yanına yaklaşmış ve dostça seslenmiş: “Neden böyle soluyorsun, iyi yürekli dostum?”

Köpek yavaşça başını kaldırmış, gözlerinde hem yorgunluk hem de biraz hüzün varmış. İçini çekerek cevap vermiş: “Ah, sevgili arkadaşım! Ben de artık yaşlandım. Eskiden av sırasında hızla koşar, yorulmadan iz sürerdim. Şimdi ise bacaklarım çabuk yoruluyor, nefesim hemen tükeniyor. Sahibim de benim eskisi gibi işe yarayamadığımı düşünmeye başladı. Ben de oradan ayrıldım. Şimdi önümde nasıl bir yol var, bunu bilmiyorum.”

Eşek, köpeğin anlattıklarını dikkatle dinlemiş. Sonra yüzüne sıcak bir gülümseme yerleştirip şöyle demiş: “Üzülme. Ben de Bremen’e gidiyorum. Orada kent çalgıcısı olmayı düşünüyorum. İstersen sen de benimle gel. Birlikte müzik yapar, neşeli bir topluluk kurarız. Ben sesimle katkı sağlarım, sen de ritim tutarsın. Böylece yolumuz daha keyifli olur.”

Köpek bu sözleri duyunca sanki içindeki karanlık biraz dağılmış. Kuyruğunu hafifçe sallamış, gözleri parlamış. “Bu düşünce kulağa çok güzel geliyor.” demiş. “Seninle gelmeyi gerçekten isterim.” Böylece eşekle köpek omuz omuza, aynı umudu paylaşarak yola devam etmişler.

Az gitmişler, uz gitmişler. Bir süre sonra yol kıyısında sessizce oturan yaşlı bir kediyle karşılaşmışlar. Kedinin bıyıkları uzunmuş ama yüzü asıkmış. Gözlerinde derin bir düşünce, oturuşunda da yorgun bir durgunluk varmış. Eşek, ona yaklaşarak nazik bir sesle sormuş: “Ne oldu, sevgili palabıyık? Neden böyle kederli görünüyorsun?”

Kedi başını eğmiş, sonra hafifçe doğrulup konuşmuş: “Ah, ne desem bilmem. Ben de yaşlandım. Eskiden çevikçe zıplar, en küçük sesi bile duyar, farelerin peşinden hızla giderdim. Şimdi dişlerim eskisi kadar sağlam değil, ayaklarım da yavaşladı. Evdekiler artık beni pek istemediklerini belli etmeye başladılar. Ben de kendi yolumu çizmek için oradan ayrıldım. Ama bundan sonra nereye gideceğimi, nasıl yaşayacağımı düşünmeden edemiyorum.”

Eşek, kedinin de kendi gibi bir değişimin eşiğinde olduğunu anlamış. Ona cesaret vermek için şöyle demiş: “Biz Bremen’e gidiyoruz. Orada kendimize yeni bir başlangıç yapacağız. Senin sesin de çok güzel; mırıltın bile bir ezgi gibi. Bize katılırsan birlikte harika bir topluluk oluruz. Yeni hayatında yalnız olmak zorunda değilsin.”

Kedi, bu dostça daveti duyunca biraz rahatlamış. Bıyıkları hafifçe titremiş, yüzündeki kasvet yerini ince bir tebessüme bırakmış. “Ben de sizinle gelirim.” demiş. “Beraber olmak, tek başına olmaktan çok daha güzel.” Böylece üç yol arkadaşı olmuşlar ve Bremen’e giden patikada birlikte ilerlemeye devam etmişler.

Gün ilerlemiş, gökyüzü yavaş yavaş altın rengine dönmeye başlamış. Tam o sırada bir çiftliğin yanından geçerken yüksekçe bir yerden ötüş sesi duymuşlar. Bir horoz, var gücüyle sesleniyor; sesi tarlalara, ağaçlara, uzak tepelere kadar yayılıyormuş. Eşek başını kaldırıp ona bakmış ve merakla seslenmiş: “Neden böyle güçlü güçlü ötüyorsun, arkadaşım? Söyle bakalım, seni üzen bir şey mi var?”

Horoz kanatlarını hafifçe çırpmış, sonra biraz mahzun bir tavırla konuşmuş: “Bugün evde büyük bir hazırlık var. Yarın misafirler gelecekmiş, sofralar kurulacakmış. Ben de burada kalırsam başıma hoş şeyler gelmeyeceğini anladım. Bu yüzden son kez içimden geldiği gibi öttüm. Belki de kendime yeni bir yol bulurum diye düşündüm.”

Bunu duyan eşek, köpek ve kedi birbirlerine bakmışlar. Hepsi horozun endişesini anlamış. Eşek hemen ona umut dolu bir sesle şöyle demiş: “Öyleyse hiç oyalanma, bizimle gel. Biz Bremen’e gidiyoruz. Orada birlikte yeni bir hayat kuracağız. Senin sesin o kadar güçlü ve berrak ki bizim topluluğumuzda önemli bir yerin olur. Hep birlikte şarkı söyler, neşemizi herkese duyururuz.”

Horoz, bu sözleri duyunca rahat bir nefes almış. Sanki sabah güneşi yeniden doğmuş gibi içi aydınlanmış. “Bu çok güzel bir teklif.” demiş. “Ben de sizinle gelmek isterim.” Böylece artık dört arkadaş olmuşlar: Eşek, köpek, kedi ve horoz. Dördü de aynı yolda, aynı umutla, yeni bir başlangıcın peşinden yürümeye başlamış.

Ne var ki Bremen düşündüklerinden daha uzaktaymış. O gün ne kadar isteseler de kente varamamışlar. Güneş yavaş yavaş batmış, akşam serinliği ormanın içine yayılmış. Ağaçların gölgeleri uzamış, gökyüzü mora dönmüş. Eşek çevresine bakıp şöyle demiş: “Geceyi burada geçirelim. Sabah olunca yeniden yola koyuluruz.”

Diğerleri de bu fikri uygun bulmuş. Eşekle köpek büyük bir ağacın altına yerleşmiş. Kedi, rahat edebileceği bir dala kıvrılmış. Horoz ise kendini güvende hissetmek için ağacın daha yukarı dallarına çıkmış. Hepsi oldukça yorgunmuş ama yine de uyumadan önce etrafa göz gezdirmişler. Tam o sırada horoz, uzaklarda belli belirsiz parlayan bir ışık fark etmiş. Heyecanla aşağı seslenmiş: “Bakın! İleride bir ışık görünüyor. Demek ki yakınlarda bir ev olmalı.”

Eşek kulağını dikmiş, ışığın geldiği yöne bakmış. “Öyleyse gidip bakalım.” demiş. “Belki geceyi daha rahat geçirebileceğimiz bir yer buluruz.” Köpek de orada biraz yiyecek olabileceğini umut etmiş. Kedi sıcak bir köşe düşlemiş, horoz ise yüksekçe bir tünek hayal etmiş. Bunun üzerine dördü birlikte ışığa doğru yürümeye başlamışlar.

Işığa yaklaştıkça bunun gerçekten büyükçe bir evden geldiği anlaşılmış. Pencerelerden sıcak bir aydınlık dışarı taşıyormuş. Evden yemek kokuları yükseliyor, içeriden konuşma sesleri geliyormuş. Eşek en iri ve en uzun boylu olduğu için pencereye en çok o yaklaşabilmiş. İçeri dikkatlice bakmış. Horoz merakla sormuş: “Ne görüyorsun, sevgili dostum?”

Eşek hayretle cevap vermiş: “İçeride kocaman bir masa kurulmuş. Üzerinde türlü türlü yiyecekler, ekmekler, meyveler ve içecekler var. Evin içinde oturanlar da gayet keyifli görünüyor. Sofranın etrafında rahatça oturmuşlar.”

Horoz iç geçirerek şöyle demiş: “Ah, böyle bir sofraya bizim de ihtiyacımız var.” Köpek de midesinin guruldadığını hissetmiş. Kedi, sıcak odanın rahatlığını düşünmüş. Dört arkadaş, o evin önünde durup ne yapabileceklerini konuşmaya başlamışlar. Uzun uzun düşündükten sonra, evdekileri ürkütmeden ama dikkatlerini dağıtacak ilginç bir yol bulmuşlar. Amaçları kavga etmek değil, içeridekilere evde yalnız olmadıklarını hissettirmekmiş.

Planları şöyleymiş: Eşek ön ayaklarını pencereye dayayacak, köpek onun sırtına çıkacak, kedi köpeğin üstünde yerini alacak, horoz da en üste konacakmış. Sonra hep birlikte olabildiğince yüksek sesle kendi seslerini çıkaracaklarmış. Böylece içeridekiler şaşırıp pencereden uzaklaşır, onlar da bir köşeden içeri girip biraz yiyecek bulabilirmiş.

Hemen harekete geçmişler. Eşek pencereye yaslanmış, köpek onun sırtına tırmanmış, kedi dikkatlice köpeğin üzerine çıkmış, horoz da en tepeye konmuş. Sonra bir işaretle hep bir ağızdan seslerini yükseltmişler. Eşek güçlü bir sesle anırmış, köpek havlamış, kedi miyavlamış, horoz da coşkuyla ötmiş. Dört farklı ses bir araya gelince ortaya öyle şaşırtıcı, öyle beklenmedik bir gürültü çıkmış ki evde oturanlar büyük bir şaşkınlığa kapılmış. Ne olduğunu anlayamayan bu insanlar telaşla yerlerinden kalkmış, dışarı çıkıp biraz uzaklaşmışlar. Böylece dört arkadaş için kapı aralanmış.

Onlar da dikkatlice eve girmişler. Masadaki yiyeceklerin kokusu gerçekten baş döndürücüymüş. Gün boyunca epey yol yürüdükleri için hepsinin karnı çok acıkmış. Sofraya yaklaşmışlar ve kendilerine yetecek kadar yiyip içmişler. Eşek kuru ekmekleri ve yeşillikleri severken, köpek etli yemeklerden tatmış, kedi sütlü kaplara yaklaşmış, horoz da önüne çıkan taneleri gagalamış. Uzun yolculuktan sonra ilk kez böylesine rahat hissetmişler. Karnı doyan her biri derin bir oh çekmiş.

Bir süre sonra iyice gevşemişler. Gecenin ilerlediğini görünce, bu evde dinlenebilecek uygun yerler aramışlar. Eşek, ahırda yumuşak samanların bulunduğu bir köşe bulmuş ve oraya uzanmış. Köpek, kapının yakınında sakin bir yere kıvrılmış. Kedi, ocak çevresindeki sıcak yere yerleşmiş; orası tam ona göreymiş. Horoz ise güvenli bir yükseklik bulup tünek gibi kullanabileceği bir yere çıkmış. Yol yorgunluğu üzerlerine çökmüş; kısa sürede hepsi derin bir uykuya dalmış.

Bu arada evden uzaklaşanlar, bir süre sonra ortalık iyice sessizleşince geri dönüp dönmemeyi konuşmaya başlamışlar. İçlerinden biri, evde gerçekten ne olduğunu anlamak için dikkatlice gidip bakmayı önermiş. Sonunda bir kişi yavaşça eve yaklaşmış. İçeri girdiğinde ortalık karanlıkmış. Bir ışık bulup etrafı görmek istemiş. O sırada kedinin karanlıkta parlayan gözlerini fark etmiş. Onları küçük bir ışık kıvılcımı sanmış ve biraz daha yaklaşmış. Fakat kedi bundan hoşlanmamış; hemen yerinden sıçrayıp güçlü bir “miyav!” sesi çıkarmış. Adam öyle şaşırmış ki geri çekilirken ne yapacağını bilememiş.

Tam o sırada kapıya doğru yönelmiş ama orada duran köpek de bir yabancının ansızın gelişinden hoşlanmamış; yüksek sesle havlayarak onu daha da telaşlandırmış. Adam aceleyle başka tarafa yönelmiş; bu kez ahırın önünden geçerken eşek gür bir sesle anırmış ve birden ortaya çıkan bu ses onu büsbütün şaşırtmış. Üstelik yukarıdan horoz da bütün gücüyle ötmeye başlayınca adamın kafası iyice karışmış. Ona öyle gelmiş ki sanki evin her köşesinde ayrı bir canlı var ve hepsi bir ağızdan sesleniyormuş.

Büyük bir telaşla dışarı çıkmış, arkadaşlarının yanına dönmüş. Nefes nefese olanları anlatmış: “Bu ev pek tuhaf! İçeride parlayan gözlü bir yaratık var sandım; sonra kapıda bağıran bir bekçi, ahırda yüksek ses çıkaran başka biri ve yukarıda da durmadan öten bir nöbetçi duydum. Bence bu gece oraya geri dönmesek daha iyi olur.”

Diğerleri de onun anlattıklarını duyunca o evi o gece rahat bırakmanın en doğrusu olduğuna karar vermişler. Böylece dört arkadaşın kaldığı ev sessizce onlara kalmış. Sabah olduğunda eşek, köpek, kedi ve horoz birbirlerine bakmışlar. Geceyi rahat geçirmiş olmanın huzuru yüzlerinden okunuyormuş. Evin çevresi güvenli, içi de sıcak ve kullanışlıymış. Ahır varmış, ocak varmış, yüksek tünekler ve dinlenilecek köşeler varmış. Dördü de birden, “Belki de aradığımız yer tam burasıdır.” diye düşünmüş.

Bremen Mızıkacıları evde, mutlu son sahnesi.
Bremen Mızıkacıları birlikte huzurlu bir yuva bulur.

Gerçekten de öyle olmuş. Bremen’e ulaşamasalar bile, bu ev onlar için yeni bir başlangıç olmuş. Birbirlerine destek olarak, dostluklarını büyüterek orada yaşamaya başlamışlar. Eşek sabahları bahçede dolaşır, köpek kapının önünde bekler, kedi güneşli pencere kenarlarında mırıldanır, horoz da her sabah neşeyle ötermiş. Zaman zaman hep birlikte ses çıkarır, sanki kendi küçük orkestralarını kurmuş gibi eğlenirlermiş. Bremen mızıkacıları olarak ünlenip ünlenmedikleri bilinmezmiş ama bir şeyi başarmışlar: Kendilerine güvenli, sıcak ve mutlu bir yuva bulmuşlar.

Böylece bu dört kafadar, hayatın onları götürdüğü yeni yolda birbirlerine tutunarak yaşamayı öğrenmişler. Her biri tek başına üzgün ve kararsızken, birlikte olunca cesaret bulmuş. Dostlukları sayesinde korkularını geride bırakmış, yalnızlıklarını paylaşmış ve önlerine çıkan fırsatları değerlendirmişler. Sonunda hepsi, yeni bir hayata başlamanın bazen en güzel yolunun birlikte yürümek olduğunu anlamış. O günden sonra da o evde huzurla yaşamış, neşelerini paylaşmış ve mutlu günler geçirmişler.

Daha fazla klasik masal okumak için klasik masallar kategorimizi ziyaret edebilirsiniz.

Masal Perisi

Masal Perisi, çocuklar için eğitici ve özgün içerikler üreten bir masal yazarıdır. Çocukların gelişim süreçlerini destekleyen, etik değerleri aşılayan ve hayal gücünü besleyen masallarıyla, ebeveynlere güvenilir ve kaliteli bir okuma kaynağı sunar.

İlgili Masallar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olun!