Bir zamanlar küçük bir kasabada, rengârenk meyvelerle dolu neşeli bir manav dükkânı vardı. Bu dükkânın sahibi güler yüzlü bir amcaydı ve her sabah tezgâhını özenle düzenlerdi. Elmalar bir köşede parlarken, muzlar sapsarı dizilir, portakallar mis gibi kokardı. Gün boyunca müşteriler gelir gider, meyveler sessizce izlerdi. Ancak kimsenin bilmediği bir sır vardı: Gece olunca bu meyveler canlanır ve kendi aralarında konuşurdu.
Bir akşam dükkân kapandıktan sonra elma heyecanla, “Bugün çok satıldım, sanırım en sevilen benim!” dedi. Muz hemen atıldı ve, “Ama çocuklar beni daha çok seviyor, çünkü yemesi daha kolay!” diye karşılık verdi. Portakal da söz alarak, “Ben de kışın en faydalı meyveyim, hasta olanlara iyi gelirim!” dedi. Kısa sürede tüm meyveler hangisinin daha iyi olduğu konusunda tartışmaya başladı. Tartışma büyüyünce yaşlı nar sakin bir sesle, “Bunu tartışmak yerine bir yarış yapalım, kazanan belli olur.” dedi.
Meyveler bu fikri çok beğendi ve hemen hazırlıklara başladılar. Yarışın kuralları basitti: Dükkânın bir ucundan diğer ucuna kadar kim en hızlı giderse o kazanacaktı. Elma kendine güvenle, “Ben yuvarlanarak çok hızlı giderim.” dedi. Muz ise biraz endişeli bir şekilde, “Ben kayganım ama düşmeden gidebilir miyim bilmiyorum.” diye düşündü. Portakal da heyecanla, “Hep birlikte deneyelim, bakalım kim kazanacak!” dedi.
Yarış başladığında tüm meyveler harekete geçti. Elma hızla yuvarlanmaya başladı ve gerçekten çok hızlıydı. Muz dikkatli adımlarla ilerlemeye çalışırken bir anda kaydı ve yere düştü. Portakal da yuvarlanıyordu ama yönünü kontrol etmekte zorlanıyordu. Bu sırada armut biraz geride kalmıştı ama dikkatli ve dengeli ilerliyordu.
Yarışın ortasında muz tekrar ayağa kalktı ve, “Pes etmeyeceğim!” dedi. Elma hızla ilerlerken bir sandalyeye çarpıp durdu. Portakal yanlış yöne gidince tekrar dönmek zorunda kaldı. Armut ise sabırla ilerlemeye devam etti ve sonunda bitiş çizgisine en önce ulaşan o oldu. Diğer meyveler şaşkınlıkla armudu izledi.
Elma biraz üzgün bir şekilde, “Ben en hızlı olduğumu sanıyordum ama dikkatsiz davrandım.” dedi. Muz da gülerek, “Ben de düşsem bile devam ettim, bu da önemliymiş.” diye ekledi. Portakal ise, “Hızlı olmak yetmez, doğru yolda gitmek de gerekir.” dedi. Armut ise mütevazı bir şekilde, “Ben sadece dikkatli ve sabırlı oldum.” diye cevap verdi.
Yaşlı nar gülümseyerek, “Her birinizin farklı bir özelliği var ve bu sizi özel kılar.” dedi. Meyveler o günden sonra birbirleriyle yarışmak yerine yardımlaşmayı öğrendi. Artık kim daha iyi diye tartışmak yerine, birlikte daha güzel bir tezgâh oluşturuyorlardı. Sabah olunca yine yerlerine geçtiler ve kimse gece yaşananları fark etmedi.
Bu masalın öğüdü şudur: Herkesin farklı bir yeteneği vardır ve önemli olan başkalarıyla yarışmak değil, kendi en iyimizi ortaya koymaktır. Sabır, dikkat ve azim çoğu zaman hızdan daha değerlidir.
Daha fazla komik masal okumak için hemen tıklayın: Komik Masallar





