Mert, yağmuru hiç sevmezdi. Yağmur yağdığı günlerde dışarı çıkamaz, parkta oynayamaz ve camın arkasından gökyüzüne bakarak sıkılırdı. Bir sabah yine yağmur yağıyordu ve damlalar cama hızlı hızlı vuruyordu. Mert kaşlarını çatarak, “Keşke hiç yağmur yağmasa!” dedi.
Annesi mutfakta çay hazırlarken Mert’in bu sözünü duydu. Gülümseyerek yanına geldi ve “Yağmurun da bir görevi var, biliyor musun?” dedi. Mert merakla annesine baktı ama pek ikna olmuş gibi değildi. “Ne görevi olabilir ki, sadece oyunumu bozuyor!” diye karşılık verdi.
O gün Mert canı sıkıldığı için erkenden uyudu. Gece rüyasında kendini bambaşka bir yerde buldu. Etrafı yemyeşil ağaçlarla dolu bir ormandaydı ve gökyüzünden hafif hafif yağmur yağıyordu. Tam kaçmak isteyecekken küçük bir yağmur damlası omzuna kondu ve “Korkma, biz dostuz!” dedi.
Mert şaşkınlıkla etrafına bakındı. “Sen konuşabiliyor musun?” diye sordu. Yağmur damlası gülümser gibi parladı ve “Evet, çünkü sana bir şey göstermek istiyoruz!” dedi. Ardından diğer damlalar da etrafında toplanmaya başladı ve birlikte yere doğru süzüldüler.
Mert, damlaların toprağa düştüğünü ve kurumuş bitkilerin yavaş yavaş canlandığını gördü. Bir çiçek başını kaldırdı ve “Teşekkür ederiz!” dedi. Mert hayretle, “Demek siz bitkileri büyütüyorsunuz!” diye seslendi. Yağmur damlası, “Evet, biz olmazsak ağaçlar, çiçekler ve hatta bazı hayvanlar yaşayamaz!” dedi.
Biraz ilerlediklerinde küçük bir dere gördüler. Dere neredeyse kurumuştu ama yağmur damlaları düştükçe su yükselmeye başladı. Balıklar neşeyle zıpladı ve “Yaşasın, su geri geldi!” diye bağırdı. Mert bunu görünce, “Demek suları da siz dolduruyorsunuz!” dedi.
Yağmur damlası hafifçe parladı ve “Sadece bu da değil!” dedi. Birlikte gökyüzüne doğru yükseldiler ve Mert bulutların içine girdi. Damlalar, “Biz gökyüzüne çıkar, sonra tekrar yeryüzüne ineriz. Böylece dünya susuz kalmaz!” diye anlattı. Mert hayranlıkla, “Ben hiç böyle düşünmemiştim.” dedi.
Bir süre sonra rüya yavaş yavaş solmaya başladı. Yağmur damlası Mert’e bakarak “Artık sırrımızı biliyorsun!” dedi. Mert gülümseyerek, “Evet, artık yağmuru seveceğim!” diye cevap verdi. Ardından gözlerini kapattı.
Sabah uyandığında yine yağmur yağıyordu. Mert pencereye koştu ama bu sefer yüzünde bir gülümseme vardı. Camdan dışarı bakarak, “Teşekkür ederim!” dedi. Annesi yanına gelip “Bugün yağmurdan şikâyet yok mu?” diye sordu.
Mert başını salladı ve “Hayır, çünkü yağmur dünyayı koruyor!” dedi. O günden sonra Mert, yağmur yağdığında üzülmek yerine mutlu oldu. Çünkü artık biliyordu ki her damla, doğaya hayat veriyordu. Ve Mert, yağmurun aslında gizli bir kahraman olduğunu hiç unutmadı.
Daha fazla uzun masal okumaya ne dersiniz? Öyleyse hemen uzun masallar kategorimize göz atın.





