Bir zamanlar küçük ve sakin bir mahallede yaşayan Deniz adında meraklı bir çocuk vardı. Deniz her sabah okula gitmeden önce penceresini açar, sokağı izlerdi. Sokakta oynayan çocukları, işe giden insanları ve en çok da kaldırımın kenarında duran yaşlı dut ağacını seyretmeyi severdi. Ona göre bu dut ağacı mahallenin sessiz bekçisiydi ve her şeyi görüyordu.
Bir sabah Deniz okula gitmek için hazırlanırken çantasını aradı ama bulamadı. Odasının her yerine baktı, yatağın altına eğildi, masanın çekmecelerini açtı. Annesi mutfaktan seslendi: “Deniz, hazır mısın? Okula geç kalacaksın.” Deniz biraz telaşla, “Anne, çantamı bulamıyorum.” diye cevap verdi.
Deniz sonunda çantasını kapının arkasında buldu. Çantayı alıp sokağa çıktığında dut ağacının altında oturan yaşlı komşuları Hasan Dede ile karşılaştı. Hasan Dede gülümseyerek, “Bugün biraz acele ediyorsun galiba.” dedi. Deniz de gülerek, “Evet dede, çantamı bulmak için epey aradım.” diye karşılık verdi.
Okul yolunda yürürken Deniz yerde küçük bir kalem kutusu gördü. Kutunun üstünde renkli çıkartmalar vardı ve oldukça yeni görünüyordu. Deniz kalem kutusunu eline aldı ve etrafına bakındı. Yanında yürüyen arkadaşı Elif’e, “Bu kalem kutusu kimin olabilir?” diye sordu.
Elif omuzlarını silkti ve “Bilmiyorum ama çok güzelmiş.” dedi. Deniz bir an düşündü ve “Belki birisi düşürmüştür, okula götürelim.” diye cevap verdi. Böylece ikisi birlikte kalem kutusunu okula götürdü.
Sınıfa girdiklerinde öğretmenleri Ayşe Öğretmen onları karşıladı. Deniz elindeki kalem kutusunu göstererek, “Öğretmenim, bunu yolda bulduk.” dedi. Ayşe Öğretmen gülümseyerek, “Çok güzel bir davranış yaptınız.” diye karşılık verdi.
Bir süre sonra sınıftan Mert üzgün bir şekilde öğretmenin yanına geldi. “Öğretmenim, kalem kutumu kaybettim.” dedi. Deniz hemen kalem kutusunu uzatarak, “Acaba bu senin mi?” diye sordu. Mert kalem kutusunu görünce sevinçle, “Evet, bu benim.” dedi.
Mert çok mutlu olmuştu. Deniz’e dönerek, “Çok teşekkür ederim, içinde en sevdiğim kalemler vardı.” dedi. Deniz gülümseyerek, “Yolda bulduk, sana ait olabileceğini düşündük.” diye cevap verdi. Elif de başını sallayarak arkadaşını onayladı.
Ders bitip Deniz eve dönerken yine dut ağacının yanından geçti. Hasan Dede onu görünce, “Bugün okul nasıl geçti?” diye sordu. Deniz gururla, “Bir arkadaşımın kaybolan kalem kutusunu bulduk ve ona geri verdik.” dedi.
Hasan Dede gülümseyerek, “Aferin sana evlat.” dedi. Deniz dut ağacına baktı ve sanki ağaç da rüzgârla birlikte ona gülümsüyormuş gibi hissetti. Eve doğru yürürken kendini çok mutlu hissediyordu.
O günden sonra Deniz küçük ama doğru davranışların insanları nasıl mutlu ettiğini daha iyi anladı. Çünkü bazen küçücük bir iyilik bile birinin gününü güzelleştirebilir.
Masalın mesajı: Dürüst olmak ve başkasına ait olanı sahibine geri vermek, insanın hem kendisini hem de başkalarını mutlu eder. Küçük iyilikler dünyayı daha güzel bir yer hâline getirir.






Masal çok güzelmiş, severek çocuğuma okudum. O da çok beğendi. Devamını bekleriz. Teşekkürler.
Ellerinize sağlık. Masalı çok beğendik.