Bir zamanlar Göl Kenarı Kasabası’nda yaşayan meraklı bir ördek vardı. Bu ördeğin adı Duman’dı ve en büyük hayali dedektif olmaktı. Duman, sabahları göl kenarında yürüyüş yaparken kendini önemli bir dedektif gibi hissederdi. Boynuna eski bir büyüteç asar ve “Bugün kesin gizemli bir olay çözeceğim,” diye mırıldanırdı.
Duman’ın dedektiflik merakı kasabadaki herkesi güldürürdü. Çünkü o ipuçlarını bulsa bile çoğu zaman yanlış yorumlardı. Bir gün karıncaların yürüyüşünü gizli bir ajan toplantısı sanmıştı. Başka bir gün rüzgârda uçan bir şapkayı “kaçan suçlu” zannedip uzun süre kovalamıştı.
Bir sabah kasabada büyük bir telaş vardı. Tavşan Pastacı’nın dükkânından bir tabak kurabiye kaybolmuştu. Tavşan Pastacı üzgün bir sesle “Bütün sabah o kurabiyeleri hazırladım, ama bir anda ortadan kayboldular,” dedi. Duman bunu duyunca hemen kanatlarını düzeltti ve “Merak etmeyin, dedektif Duman bu gizemi çözecek,” diye ciddi bir şekilde konuştu.
Duman dükkânın içine girip her yeri incelemeye başladı. Tezgâhın üstünde küçük kırıntılar vardı ve yerde de birkaç iz görünüyordu. Duman büyüteciyle yere eğildi ve “Hımm… bu kesin çok zeki bir suçlunun işi,” dedi. Tavşan Pastacı merakla “Gerçekten mi?” diye sorunca Duman başını sallayıp “Evet, izler bana bir… keçiyi hatırlatıyor,” diye ekledi.
Bunun üzerine Duman kasabada bir keçi aramaya başladı. Parkta otlayan keçinin yanına gidip ciddi bir sesle “Kurabiyeleri sen mi aldın?” diye sordu. Keçi şaşkın şaşkın bakıp “Ben sadece çim yiyorum,” dedi. Duman biraz düşündü ve “Hımm… o zaman suçlu çok kurnaz, izleri değiştirmiş olmalı,” diye mırıldandı.
Duman tekrar dükkâna döndü ve etrafa bakmayı sürdürdü. Bu kez masanın üstünde daha fazla kırıntı gördü. Duman burnunu kaldırıp kokladı ve “Bu kurabiyeler gerçekten çok güzel kokuyor,” dedi. Tavşan Pastacı gülümseyip “Evet, çikolatalı yaptım,” diye cevap verdi.
Duman düşünürken birden ağzından küçük bir “çıt” sesi geldi. Tavşan Pastacı dikkatle bakınca Duman’ın gagasının kenarında çikolata lekesi olduğunu fark etti. Tavşan Pastacı şaşkınlıkla “Duman, gaganda neden çikolata var?” diye sordu. Duman da şaşırıp “Benim mi?” dedi ve gagasına dokundu.
Tam o anda Duman’ın aklına bir şey geldi. Sabah erkenden dükkâna uğradığını hatırladı. O sırada masanın üstünde duran kurabiyelerin kokusu çok güzel gelmişti. Duman yavaşça “Sanırım… ben araştırma yaparken birkaç tane tatmış olabilirim,” dedi.
Tavşan Pastacı gülmemek için kendini zor tutuyordu. Duman biraz daha düşününce gerçeği anladı ve “Ah! Demek kurabiyeleri kaybeden değil, yiyen benim,” diye utangaç bir şekilde söyledi. Sonra başını kaşıyıp “En azından gizemi çözdüm,” diye ekledi.
Kasabadaki hayvanlar bunu duyunca kahkahalarla güldü. Tavşan Pastacı “Sorun değil Duman, bir dahaki sefere kurabiyeleri araştırma için değil yemek için istediğini söyle,” dedi. Duman da gülerek “Haklısın, ama yine de dedektifliğe devam edeceğim,” diye cevap verdi.
O günden sonra Duman hâlâ kasabanın dedektifi olmaya çalıştı. Bazen ipuçlarını yanlış anlasa da herkes onun iyi kalpli olduğunu biliyordu. Üstelik kasabadaki herkes artık kurabiyelerini biraz daha dikkatli saklıyordu. Çünkü dedektif Duman her zaman “araştırma yapmak” için etrafta dolaşıyordu.
Bu masalı da okuyun: Ağustos Böceği ile Karınca





