Bir zamanlar, yemyeşil ağaçlarla çevrili büyük bir ormanda birçok hayvan birlikte yaşarmış. Bu ormanın yakınından berrak sularla akan bir nehir geçermiş. Nehrin iki yakasını birbirine bağlayan eski bir ahşap köprü varmış. Hayvanlar her gün bu köprüyü kullanarak yiyecek bulmaya ve dostlarını ziyaret etmeye gidermiş.
Ormanda yaşayan Fil, gücüyle ünlüymüş. Kalın bacakları ve güçlü gövdesi sayesinde en ağır kütükleri bile kolayca taşıyabilirmiş. Bu yüzden kendisini ormanın en önemli hayvanı olarak görürmüş. Bir gün dostlarına, “Bu dünyada en değerli şey güçtür. Güçlü olan her işi başarır.” demiş.
Aynı ormanda küçük bir karınca da yaşarmış. Karınca çalışkanlığı ve zekâsıyla tanınırmış. Büyük hayvanlar bazen onun küçücük bedenine bakıp şaşırırmış. Karınca ise kimseyle tartışmaz, işlerini sessizce yaparmış. Filin sözlerini duyunca sadece gülümsemiş ve hiçbir şey söylememiş.
Günlerden bir gün, nehrin karşı kıyısında çok lezzetli meyvelerin yetiştiği haberi yayılmış. Bütün hayvanlar heyecanlanmış ve köprüye doğru yola çıkmış. Ancak köprü artık çok eskiymiş. Tahtalarının bazıları çürümüş, bazı yerleri de çatlamış. Hayvanlar dikkatli adımlarla geçmeye çalışıyormuş.
Fil köprünün başına geldiğinde kendinden emin bir şekilde yürümeye başlamış. Fakat birkaç adım attıktan sonra köprü korkutucu sesler çıkarmış. Tahtalar gıcırdamış ve bazı bölümler aşağı doğru eğilmiş. Fil endişeyle durmuş ve “Eğer ilerlersem köprü kırılabilir.” diye düşünmüş.
Diğer hayvanlar da ne yapacaklarını bilememiş. Kimse köprünün çökmesini istemiyormuş. Fil biraz daha ilerlemeyi denemiş ama köprü daha da sallanmış. Bunun üzerine geri çekilmiş ve üzgün bir sesle, “Gücüm var ama bu köprüyü geçemiyorum.” demiş. Hayvanlar şaşkınlık içinde birbirlerine bakmış.
Tam o sırada küçük karınca öne çıkmış. Köprüyü dikkatlice incelemiş ve uzun süre düşünmüş. Sonra nehrin kenarında duran ince sarmaşıkları ve birkaç sağlam dalı göstermiş. “Belki de köprüyü güçle değil, doğru yöntemle kullanmalıyız.” demiş.
Karınca, hayvanlardan yardım istemiş. Kuşlar sarmaşıkları taşımış, sincaplar dalları getirmiş, kunduzlar da köprünün zayıf bölümlerini desteklemiş. Hep birlikte çalışarak köprünün en sorunlu yerlerini güçlendirmişler. Karınca her ayrıntıyı dikkatle kontrol etmiş ve kimseyi boş yere yormamış.
Bir süre sonra köprü eskisinden daha sağlam görünmeye başlamış. Karınca, “Şimdi herkes sırayla ve dikkatlice geçsin.” demiş. Hayvanlar onun dediğini yapmış ve güvenle karşı kıyıya ulaşmış. Sonunda sıra file gelmiş.
Fil derin bir nefes alarak köprüye çıkmış. Bu kez köprü sallansa da dayanmış. Fil yavaş ve dikkatli adımlarla yürümüş. Birkaç dakika sonra karşı kıyıya ulaştığında bütün hayvanlar sevinçle alkışlamış. Fil, küçük karıncaya hayranlıkla bakmış.
Fil başını eğerek, “Bugün önemli bir şey öğrendim. Güçlü olmam bana her kapıyı açmadı.” demiş. Karınca ise gülümseyerek, “Güç çok değerlidir ama onu doğru düşünceyle kullanmak gerekir.” diye cevap vermiş. Hayvanlar bu sözleri dikkatle dinlemiş.

O günden sonra Fil, yalnızca gücüyle övünmemiş. Karıncanın fikirlerine ve diğer hayvanların düşüncelerine daha çok değer vermiş. Ormandaki bütün hayvanlar da birlikte çalışmanın önemini anlamış. Böylece ormanda dostluk ve dayanışma daha da güçlenmiş.
Bu masaldan çıkarılacak ders şudur: Güç önemli bir değerdir, ancak zekâ ve doğru düşünce olmadan her sorunu çözmeye yetmez. Büyük başarılar, güç ile aklın birlikte kullanılmasıyla elde edilir.





