Yazın sıcak ve güneşli günlerinden birinde, yemyeşil bir kırda bir ağustos böceği ile bir karınca yaşardı. Ağustos böceği sabah güneş doğar doğmaz neşeyle uyanır, ince sesiyle şarkılar söylemeye başlardı. Çimenlerin üzerinde zıplar, dalların gölgesinde dinlenir ve gününü keyifle geçirirdi. Karınca ise sabah erkenden yuvasından çıkar, küçük taneleri ve kırıntıları toplamak için sessizce çalışmaya başlardı. Aynı kırda yaşamalarına rağmen ikisinin hayatı oldukça farklıydı.
Bir gün ağustos böceği, ağır ağır yürüyen karıncayı fark etti. Karınca sırtında taşıdığı küçük buğday tanesini yuvasına götürmeye çalışıyordu. Ağustos böceği gülümseyerek “Karınca kardeş, hava bu kadar güzelken neden bu kadar çok çalışıyorsun?” diye sordu. Karınca biraz durup nefes aldı ve “Kış geldiğinde yiyecek bulmak zor olur, bu yüzden yazın hazırlık yapıyorum.” dedi. Ağustos böceği ise hafifçe güldü ve “Ben şimdilik şarkı söyleyip yazın tadını çıkaracağım.” diyerek tekrar ötüp zıplamaya başladı.
Günler geçtikçe yaz daha da sıcak oldu. Karınca her gün sabırla çalışıyor, bulduğu yiyecekleri yuvasında biriktiriyordu. Bazen yoruluyor ama yine de görevini bırakmıyordu. Ağustos böceği ise sabahları şarkı söylüyor, öğleden sonra gölgede dinleniyor, akşamları da yine neşeyle ötüyordu. Bir gün yine karıncayı görünce “Karınca kardeş, biraz dinlensen olmaz mı?” dedi. Karınca gülümseyerek “Dinlenmek güzel ama önce görevimi tamamlamam gerekir.” diye cevap verdi.
Yaz yavaş yavaş sona erdi ve sonbahar geldi. Rüzgârlar serinlemeye başladı, ağaçların yaprakları sararıp yere düştü. Çok geçmeden kış kapıyı çaldı ve her yer beyaz karla kaplandı. Ağustos böceği artık şarkı söyleyemiyordu çünkü hava çok soğuktu ve yiyecek bulmak da zorlaşmıştı. Aç ve üşümüş hâlde dolaşırken karıncanın yuvasını hatırladı.
Ağustos böceği titreyerek karıncanın kapısını çaldı. Karınca kapıyı açınca ağustos böceği mahcup bir sesle “Karınca kardeş, kış geldi ama benim yiyeceğim yok, bana biraz yardım eder misin?” dedi. Karınca bir an düşündü ve “Ben yaz boyunca çalıştım, sen ise sadece şarkı söyledin.” diye karşılık verdi. Sonra küçük bir parça yiyecek uzatarak “Yine de aç kalmanı istemem, ama bu sana bir ders olsun.” dedi. Ağustos böceği teşekkür ederek yiyeceği aldı.
O kış ağustos böceği çok önemli bir şey öğrendi. Eğlenmek ve şarkı söylemek güzel olsa da geleceği düşünmek ve çalışmak da çok önemliydi. Bahar geldiğinde ağustos böceği yine şarkılar söyledi ama artık zaman zaman çalışmayı da ihmal etmedi. Böylece hem mutlu oldu hem de geleceği için hazırlık yaptı. Bu masal bize, eğlenirken sorumluluklarımızı da unutmamamız gerektiğini öğretir.





